Atak Logo

Atak Menü

ORMAN KANUNLARI VE VENEZUELLA’YA SALDIRI (Mehmet Güzel)

03 Ocak 2026, 20:05 | Yazar: Mehmet Güzel | Kategori: Dünya
ORMAN KANUNLARI VE VENEZUELLA’YA SALDIRI (Mehmet Güzel)

 

Bugün dünya, ABD’nin yeni bir haydutluğuna uyandı. ABD, Venezuela’ya bir işgal harekâtı düzenleyerek Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu eşiyle birlikte kaçırdı. ABD’nin at hırsızı kılıklı başkanı Trump, bütün arsızlığıyla dünya karşısına çıkarak bu eylemi ve niyetini açıkça savundu, tüm dünyaya parmak salladı. 

 

ABD’nin Klasik Yöntemi: İtibarsızlaştır, Müdahale Et, Yönet 

 

ABD’nin daha önceki haydutluklarından biliyoruz: Hedefe koyduğu kişi ya da yönetimleri önce itibarsızlaştırmak için her türlü iftirayı devreye sokar. Bu klasik yöntem yalnızca Trump dönemine özgü değildir; önceki yönetimler döneminde de aynı taktikler uygulanmıştır. Saddam, Kaddafi, Esad ve İran liderleri farklı suçlamalarla itibarsızlaştırılmıştır. Maduro için de aynı yöntem devrededir; uyuşturucu üretimi ve ticareti gibi suçlamalarla karalama yapılmaktadır. Bu saçma ve gülünç ithamları herkes elinin tersiyle bir kenara itmelidir. Buna Trump da dâhildir; çünkü asıl niyetin bu olmadığını, gerçek amaçlarının ne olduğunu bizzat kendisi açıkça itiraf etmektedir. “ABD’nin dev petrol şirketlerini devreye sokacağız, Venezuela’da petrolü şirketlerimiz çıkaracak” demekte ve eklemektedir: “Venezuela’yı biz yöneteceğiz!” 

 

Uyuşturucu, seçimler ve benzeri gerekçeler yalnızca bahanedir. Esas mesele, ABD’nin yönetimini beğenmediği ülkelere haydutça müdahale ederek iktidarları değiştirmesi ve kendi politikalarına uygun yönetimleri dayatmasıdır. Temel amaç, ABD’nin ekonomik ve siyasi ihtiyaçlarına göre yönetimlerin işbaşına getirilmesidir. Bu durum Trump’a özgü değil, ABD’nin ulusal politikasıyla ilgilidir. Trump yalnızca bunu daha hoyrat ve daha açık biçimde yapmaktadır. 

 

 

Venezuela, dünya petrol rezervleri açısından açık ara önde gelen ülkedir. 303,2 milyar varillik rezerviyle dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 30’unu elinde bulundurmaktadır. Bunun yanı sıra demir, bakır, boksit, kömür, nikel, altın ve diğer madenler bakımından da son derece zengin bir ülkedir. Venezuela, bağımsız bir ülke olarak bu varlıklarını ABD’ye ve diğer emperyalist ülkelere peşkeş çekmemekte, halkının sosyal ihtiyaçları için kullanmaktadır. Bu durum ABD açısından kabul edilebilir değildir. ABD, arka bahçesi olarak gördüğü Latin Amerika ülkelerini tek tek müdahalelerle kendine bağlamaya ve zenginliklerini sonuna kadar yağmalamaya kararlıdır. Bu hedef, ABD’nin ulusal doktrinine yerleşmiştir. 

 

ABD buna neden ihtiyaç duyuyor? 

 

Çin Faktörü ve Küresel Telaş 

 

Çin’in hızlı yükselişi ve ekonomik olarak ABD’nin ensesine binmiş olması, bu saldırgan politikanın temel nedenlerinden biridir. Çin’in engellenemeyen yükselişi ve yakın gelecekte ABD’yi geçecek gibi görünmesi, ABD’yi telaşa sürüklemektedir. ABD bir yandan Çin’in yükselişini sabote etmeye çalışırken, diğer yandan kendi düşen büyüme trendini yükseltme çabası içindedir. Bu kapsamda Latin Amerika ülkelerini zorla sömürgeleştirmeye, yola getiremediklerini ise işgallerle teslim almaya yönelmektedir. 

 

Venezuela, ABD’ye karşı bağımsız bir politika izleyen; Rusya ve Çin’le ekonomik ve siyasi ilişkiler geliştiren, petrol ihracatını ağırlıklı olarak Çin’e yapan bir ülkedir. ABD bu işgalle, Venezuela’yı hem Rusya ve Çin’den koparmayı hem de ülkenin zenginliklerine el koymayı hedeflemektedir. Böylece bir yandan Çin’in ekonomik damarlarını kesmeye, diğer yandan Venezuela’nın petrolünü, doğal gazını ve madenlerini yağmalayarak büyüme sağlamaya çalışmaktadır. Aynı politika Meksika, Panama, Grönland ve Kanada için de gündemdedir. 

 

Teknolojik İlerleme - Siyasal Gerileme Çelişkisi

 

Dünya, teknolojik olarak muazzam bir sıçrama yaşamaktadır. Feodalizmden kapitalizme geçişte buhar makinesinin yarattığı niteliksel sıçramaya benzer bir dönüşüm, bugün bilgisayar teknolojileri ve yapay zekâ aracılığıyla yaşanmaktadır. Bu teknolojilerin üretim ve yaşamın tüm alanlarına nüfuz etmesiyle insanlık yeni bir aşamaya geçmiştir. Ancak bu niteliksel ilerlemeye tezat biçimde, emperyalist devletler siyasal yönetim anlayışı olarak Orta Çağ karanlığına özgü yöntemlere geri dönmektedir. Uluslararası hukuk, normlar ve insanlığın ulaştığı siyasal ve toplumsal kazanımlar bir kenara itilmiş; haydutluk, kural tanımazlık ve çıplak güç egemenliği dönemi başlatılmıştır. Irak, Libya, Suriye ve Gazze’ye yönelik saldırılar ve soykırım uygulamaları bu politikanın açık göstergeleridir. Venezuela ise bunun en güncel örneğidir. Trump’ın tehditleri, bununla da sınırlı kalınmayacağını göstermektedir. 

 

Küresel Saldırıya Karşı Küresel Direniş 

 

Venezuela işgali, ABD’nin haydutlukta sınır tanımadığının yeni bir örneğidir; ancak sonuncusu olmayacaktır. ABD’ye boyun eğmeyen her ülke ve yönetim, Trump’ın açık tehditleriyle karşı karşıyadır. Dünya ülkeleri, ABD’nin zilleti altında yaşamaya zorlanmakta; aksi hâlde Venezuela örneğiyle tehdit edilmektedir. 

 

 

Bu haydutluk karşısında insanlığın teslimiyet ve zelilce uşaklık dışında bir seçeneği daha vardır: Emperyalist haydutluğa karşı onurlu bir direniş. Emperyalist dünya egemenleri küresel ölçekte insanlığa ve değerlerine saldırmakta, Orta Çağ karanlığını yeniden egemen kılmaya çalışmaktadır. Buna karşı insanlık da küresel ölçekte bir direniş geliştirmekle yükümlüdür. Küresel saldırıya karşı küresel direniş! 

 

Emperyalist güçlerle geliştirilen ve “reel politika” adı verilen ilişkilerin halkların çıkarlarını temsil etmediği, tersine halkları boyunduruk altına almayı amaçladığı artık yeterince açıktır. Bu nedenle anti-emperyalist tutumun terk edildiği yerden yeniden sahiplenilmesi, üzerindeki tozun silkelenerek parlatılması tarihsel bir zorunluluktur. 

 

______________________________________________________________________________

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!