Atak Logo

Atak Menü

Kargaşa İçindeki İran: Küresel Dönüşüm Bağlamında İç Sarsıntılar (İlkay Seven)

Kargaşa İçindeki İran: Küresel Dönüşüm Bağlamında…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
25 Mart 2026, 21:52 | Yazar: İlkay Seven | Kategori: Dünya
Kargaşa İçindeki İran: Küresel Dönüşüm Bağlamında İç Sarsıntılar (İlkay Seven)

 

Giriş

 

2025–2026 yıllarında İran'da yaşanan olaylar, ulusal bir krizden daha fazlasını temsil etmektedir; bunlar, iç kırılganlığın derin küresel dönüşümlerle kesiştiği bir odak noktasıdır. İran bugün, iç sosyo-ekonomik hoşnutsuzluk, jeopolitik çatışma, enerji piyasasındaki aksaklıklar ve değişen uluslararası ittifakların kesiştiği noktada durmaktadır. Devam eden protestolar, devletin baskısı ve dış güçlerle tırmanan çatışmalar, münferit olaylar değil, küresel düzende yaşanan daha geniş sistemik değişikliklerin bir parçasıdır.

 

Bu makale, İran’ın mevcut gidişatının ancak iki açıdan anlaşılabileceğini savunmaktadır: birincisi, İslam Cumhuriyeti içindeki uzun süredir devam eden yapısal gerilimlerin bir devamı olarak; ikincisi ise, ABD hegemonyasının aşınması, enerji jeopolitiği ve uluslararası ittifakların yeniden yapılandırılması dahil olmak üzere daha geniş küresel değişimlerin bir yansıması olarak. İran örneği, bu nedenle, geçiş sürecindeki dünyanın açıklayıcı bir mikrokozmosunu sunmaktadır.

 


 

I. 2025–2026 Protestolarının Yapısal Kökleri

 

2025 yılının Aralık ayı sonlarında patlak veren protestolar, ciddi ekonomik bozulma, özellikle İran riyalinin çöküşü ve artan enflasyon tarafından tetiklendi (Uluslararası Af Örgütü). Ancak bu acil nedenlerin ardında daha derin yapısal sorunlar yatmaktadır.

 

İran ekonomisi, uzun süredir iç yönetim hataları ve dış yaptırımların birleşiminden kaynaklanan bir yük altında bulunmaktadır. %40'ı aşan enflasyon, azalan satın alma gücü ve yaygın işsizlik, analistlerin döngüsel bir durgunluktan ziyade “kalıcı kriz” olarak tanımladıkları bir durumu yaratmıştır. 2019'daki protestolar veya 2022'deki Mahsa Amini hareketi gibi önceki protesto dalgalarından farklı olarak, mevcut kargaşa ani bir şoktan ziyade birikmiş bir yorgunluğu yansıtmaktadır.

 

Önemli bir nokta, protestoların ekonomik şikayetlerden siyasi muhalefete doğru evrilmiş olmasıdır. Yolsuzluk, otoriterlik ve iktidarın tek elde toplanmasını hedef alan sloganlar, siyasi sistemin kendisine karşı artan bir hayal kırıklığını işaret etmektedir (Real Instituto Elcano). Ancak, protestoların büyüklüğüne rağmen, merkezi bir liderlik, tutarlı bir ideoloji veya birleşik hedeflerden yoksundur. Bu parçalanma, sistemik bir dönüşüm yaratma kapasitelerini sınırlamıştır.

 

İran devleti ise bu duruma uyum sağlamıştır. Yalnızca kaba kuvvete güvenmek yerine, akademisyenlerin “sınırlama yönetimi” olarak adlandırdığı bir strateji geliştirmiştir; bu, baskı, anlatı kontrolü ve seçici tavizlerin dengeli bir karışımıdır. Bu yaklaşım, önceki ayaklanmalardan alınan dersleri yansıtmaktadır ve şu ana kadar rejimin hayatta kalmasını sağlamıştır.

 


 

II. Baskı ve Otoriter Direncin Mantığı

 

Son raporlar, toplu tutuklamalar, infazlar ve adil yargılama süreci olmaksızın yapılan hızlandırılmış yargılamalar dahil olmak üzere devlet baskısında önemli bir tırmanışa işaret etmektedir. Bu önlemler, protestoların kritik bir dönüm noktasına ulaşmasını engelleme konusundaki rejimin kararlılığını vurgulamaktadır.

 

Tarihsel olarak, İslam Cumhuriyeti olağanüstü bir direnç sergilemiştir. 1979'dan bu yana, zorlama ile kurumsal uyum yeteneğini birleştirerek birçok krizi atlatmıştır. Mevcut baskı bu kalıbı takip etmekte, ancak şiddetini artırmaktadır. Caydırıcı olarak idamların kullanılması, bildirildiğine göre son on yıllarda görülmemiş düzeylerde, korku aşılamak ve toplu eylemi caydırmak amacıyla izlenen bir stratejiyi yansıtmaktadır.

 

Ancak, baskı tek başına rejimin istikrarını tam olarak açıklayamaz. Toplumsal parçalanma çok önemli bir rol oynamaktadır. Günümüz İran toplumu, kuşaklar arası uçurumlar, kayıt dışı işgücü yapıları ve zayıflamış aracı kurumlarla karakterize edilmektedir. Bu faktörler, sürdürülebilir ve koordineli muhalefet hareketlerinin oluşmasını engellemektedir.

 

Dolayısıyla, İran siyasi sistemi şikayetleri çözdüğü için değil, bunları yönettiği için varlığını sürdürmektedir. İstikrar, meşruiyetten ziyade kontrol ve parçalanma yoluyla sağlanmaktadır; bu, hem iç protestoların hem de dış baskının sınırlarını anlamak için kilit bir içgörüdür.

 


 

III. İran Krizinin Uluslararasılaşması

 

Yurt içi faktörler merkezi bir rol oynasa da, İran krizi uluslararası bağlamından ayrı düşünülemez. Nitekim, 2025–2026, İran’ın dış aktörlerle, özellikle de ABD ve İsrail ile çatışmasında önemli bir tırmanışa işaret etmektedir.

 

Son askeri saldırılar ve daha geniş kapsamlı çatışma, İran’ı iç kargaşanın yaşandığı bir yerden jeopolitik gerilimin önemli bir sahnesine dönüştürmüştür. Bu ikili baskı — iç muhalefet ve dış çatışma — bir geri besleme döngüsü yaratmaktadır: dış tehditler iç baskıyı meşrulaştırırken, iç istikrarsızlık dış müdahaleyi davet etmektedir.

 

Aynı zamanda, protestolara yönelik uluslararası tepkiler sınırlı kalmıştır. Batı’nın sözlü desteği, İran içinde somut bir etkiye dönüşmemiştir ve bazı durumlarda rejimin dış müdahale söylemini pekiştirmiştir. Öte yandan, Çin gibi büyük küresel aktörler, siyasi angajmandan ziyade istikrarı ve ekonomik çıkarları önceliklendirerek temkinli veya tarafsız tutumlar benimsemiştir.

 

Bu model, uluslararası politikadaki daha geniş bir değişimi yansıtmaktadır: liberal müdahaleciliğin gerilemesi ve pragmatik, çıkar odaklı diplomasinin yükselişi. Dolayısıyla İran krizi, egemen devletlerdeki iç siyasi sonuçları etkileme konusunda dış aktörlerin azalan kapasitesini ortaya koymaktadır.

 


 

IV. Enerji Jeopolitiği ve Küresel Ekonomik Etkileri

 

İran krizinin belki de en önemli küresel boyutu enerji jeopolitiğinde yatmaktadır. İran’ın, küresel petrol sevkiyatlarının yaklaşık %20’sinin geçtiği bir darboğaz olan Hürmüz Boğazı’na yakın stratejik konumu, ona küresel pazarlar üzerinde orantısız bir etki sağlamaktadır.

 

Deniz taşımacılığına yönelik seçici kısıtlamalar ve petrol akışındaki aksaklıklar dahil olmak üzere son gelişmeler, enerji fiyatlarında şimdiden önemli dalgalanmalara neden olmuştur. Bu aksaklıklar petrolün ötesine geçerek gübre sevkiyatlarını da etkilemekte ve küresel gıda güvenliği konusunda endişeleri artırmaktadır.

 

Dahası, bu çatışma küresel enerji sistemindeki uzun vadeli yapısal değişiklikleri hızlandırmaktadır. Geleneksel olarak ABD ile ittifak halinde olan Körfez ülkeleri, stratejik ve ekonomik ortaklıklarını yeniden gözden geçirmektedir. Petrol ticareti için Çin yuanı gibi alternatif para birimlerine doğru olası bir kayma, ABD dolarının hakimiyetine yönelik bir meydan okumayı işaret etmektedir.

 

Bu dönüşümün derin etkileri var. On yıllardır küresel finansal istikrarı destekleyen sözde “petrodolar sistemi” baskı altında. İran’ın eylemleri, kendi stratejik çıkarları tarafından yönlendirilse de, küresel ekonomik düzenin daha geniş çaplı bir yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunuyor.

 


 

V. Savaş, İklim ve Küreselleşmenin Çelişkileri

 

İran krizinin sıklıkla göz ardı edilen bir başka boyutu da çevresel etkisidir. Devam eden çatışma, birkaç hafta içinde milyonlarca ton CO₂ emisyonuna yol açarak küresel iklim değişikliğini daha da şiddetlendirdi.

 

Bu durum temel bir çelişkiyi ortaya koyuyor: uluslararası toplum iklim değişikliğiyle mücadele etmeye çalışırken, jeopolitik çatışmalar —özellikle fosil yakıtlarla bağlantılı olanlar— çevresel bozulmaya neden olmaya devam ediyor. İran’ın küresel enerji piyasalarındaki merkezi konumu, onu bu paradoksun hem kurbanı hem de katkıda bulunanı haline getiriyor.

 

Ayrıca, kriz küresel sistemlerin birbirine bağlılığını da vurgulamaktadır. İran’daki aksaklıklar sadece bölgesel istikrarı değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini, finans piyasalarını ve çevresel sonuçları da etkilemektedir. Bu anlamda İran, giderek daha fazla birbirine bağlı hale gelen dünyanın kırılganlıklarını örneklemektedir.

 


 

VI. Devrimin Sınırları ve Devletin Kalıcılığı

 

Yaygın huzursuzluğa rağmen, İran’da yakın zamanda bir rejim değişikliği olasılığı düşük kalmaktadır. Mevcut protesto hareketi, devrimci dönüşümle tipik olarak ilişkilendirilen temel unsurlardan yoksundur: birleşik liderlik, tutarlı ideoloji ve elit kesimin parçalanması.

 

Tarihsel karşılaştırmalar öğreticidir. 1979 devrimi, sadece halkın seferber olması nedeniyle değil, aynı zamanda yönetici elit kesim içindeki bölünmeler ve çeşitli sosyal grupların ortak bir vizyon etrafında birleşmesi sayesinde de başarılı olmuştur. Buna karşılık, bugünkü protestolar parçalanmış ve ara sıra ortaya çıkan niteliktedir.

 

Dahası, devlet önemli bir zorlama kapasitesini elinde tutmaktadır. Devrim Muhafızları, Basij milisleri ve güvenlik aygıtı sadık ve etkili olmaya devam etmektedir. Rejimin uyum stratejileriyle birleştiğinde, bu faktörler kısa ve orta vadede kopuş değil sürekliliği işaret etmektedir.

 

Bu, değişimin imkansız olduğu anlamına gelmez. Aksine, dönüşüm gerçekleşirse, bunun kademeli olacağı ve ekonomik çöküş veya elit kesimdeki bölünme gibi daha derin yapısal değişimlere bağlı olacağına işaret etmektedir.

 


 

VII. İran ve Ortaya Çıkan Çok Kutuplu Dünya

 

Son olarak, İran’ın durumu, tek kutuplu bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya doğru geniş kapsamlı geçişin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. ABD’nin hakimiyetinin azalması, Çin’in yükselişi ve bölgesel güçlerin artan özerkliği, küresel siyaseti yeniden şekillendirmektedir.

 

İran, Çin ve Rusya dahil olmak üzere Batı dışı aktörlerle bağlarını güçlendirerek bu ortaya çıkan düzen içinde kendine bir yer edinmiştir. Bu ilişkiler, ekonomik ve siyasi destek sağlayarak Batı yaptırımlarının etkisini hafifletmektedir.

 

Aynı zamanda, İran’ın eylemleri mevcut küresel yapıların aşınmasına katkıda bulunmaktadır. Petrodolar sistemine meydan okuyarak ve stratejik coğrafyasını kullanarak İran, yeni bir uluslararası düzenin inşasına aktif olarak katılmaktadır.

 

Ancak bu geçiş belirsizliklerle doludur. Çok kutupluluk, büyük güçler arasında doğrudan bir çatışma olasılığını azaltabilir, ancak bölgesel çatışmaların karmaşıklığını da artırır. Dolayısıyla İran’ın krizi, değişen dünyanın hem fırsatlarını hem de risklerini yansıtmaktadır.

 


 

Sonuç

 

2025–2026 yıllarında İran’da yaşanan olaylar, iç dinamikler ile küresel gelişmeler arasındaki karmaşık etkileşimi ortaya koymaktadır. Ülke içlerinde, tekrarlayan protesto döngülerini besleyen derin yapısal zorluklarla —ekonomik gerileme, toplumsal parçalanma ve siyasi baskı— karşı karşıyadır. Dışarıda ise, değişen ittifaklar, enerji dönüşümleri ve yerleşik hegemonyaların gerilemesi ile karakterize edilen, hızla gelişen bir jeopolitik manzaraya gömülüdür.

 

Dolayısıyla İran’ın krizi sadece ulusal bir mesele değil, küresel bir meseledir. Enerji piyasalarını, finansal sistemleri, çevresel sonuçları ve uluslararası ilişkilerdeki güç dengesini etkilemektedir. Aynı zamanda, siyasi değişimin şekillenmesinde hem iç muhalefetin hem de dış müdahalenin sınırlarını ortaya koymaktadır.

 

Sonuç olarak İran, kriz ortamında dirençliliğin bir vaka çalışması niteliğindedir; meşruiyet yoluyla değil, uyum ve kontrol yoluyla varlığını sürdüren bir devlettir. İran’ın geleceği, yalnızca iç gelişmelere değil, aynı zamanda küresel düzenin gidişatına da bağlı olacaktır. Dünya daha fazla karmaşıklığa ve belirsizliğe doğru ilerlerken, İran’ın deneyimi yirmi birinci yüzyılın zorlukları ve çelişkileri hakkında değerli içgörüler sunmaktadır.

 


 

Kaynakça

Abrahamian, E. (2018). A History of Modern Iran (2. baskı). Cambridge University Press.

Arjomand, S. A. (2009). After Khomeini: Iran Under His Successors. Oxford University Press.

Keddie, N. R. (2006). Modern Iran: Roots and Results of Revolution (güncellenmiş baskı). Yale University Press.

Milani, A. (2011). The Shah. Palgrave Macmillan.

Amnesty International. (2026). What happened at the protests in Iran?
https://www.amnesty.org

Guardian News & Media. (21 Mart 2026). Middle East conflict and its environmental impact.
https://www.theguardian.com

Guardian News & Media. (25 Mart 2026). Stocks rise and oil dips amid Iran peace plan optimism.
https://www.theguardian.com

MarketWatch. (2026). Iran’s Strait of Hormuz strategy and global oil markets.
https://www.marketwatch.com

Real Instituto Elcano. (2026). Iran’s 2025–2026 protests: Resilience and political containment.
https://www.realinstitutoelcano.org

Reuters. (25 Mart 2026). Gulf war rattles petrodollar foundations.
https://www.reuters.com

Washington Post. (25 Mart 2026). Iran’s executions and protest crackdowns.
https://www.washingtonpost.com

Wikipedia contributors. (2026). 2025–2026 Iranian protests. In Wikipedia, The Free Encyclopedia.
https://en.wikipedia.org

 

***

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!