III. Bölüm: İran’ın Güçlenen Konumu ve ABD’nin Önündeki Seçenekler (Mehmet Güzel)
Görsel: Welayet News
“İran savaşının geldiği aşamada artık yalnızca askerî sonuçlar değil, savaşın bölgesel ve küresel güç dengelerine etkilerini ele alıyorum. ABD ve İsrail’in başlangıçta belirlediği hedefler gerçekleşmedi hatta şimdi ulaşılan koşullar, savaş öncesine kıyasla çok daha fazla İran’ın lehindedir. Bu son bölümde; İran’ın şartlarını, değişen dengeleri ve bölgedeki yeni diplomatik-askerî hareketliliği ele alarak önümüzdeki döneme ilişkin olası senaryoları ortaya koyuyorum.”
Savaşın Başında ABD ve İsrail’in Hedefleri Nelerdi?
Savaşın başında ABD ve İsrail’in hedefleri;
- İran’ın nükleer geliştirme kapasitesini yok etmek.
- İran içinde bir ayaklanma yaratarak yönetimi düşürmek ve yerine kukla bir yönetim getirmek.
- İran petrolünü ele geçirmek.
- Bölgenin Direniş Güçlerini (Hizbullah, Haşdi Şabi ve Ensarullah) yok etmek.
Varılan aşamada bu hedeflerin hiçbiri gerçekleşmedi. Tam tersine, saldırgan güçler bu hedeflerin çok daha gerisine düştüler.
Varılan Sonuçlar Nelerdir?
- ABD’nin Körfez ülkelerindeki askerî üsleri işlevsiz oldu.
- ABD ve İsrail gibi devasa askerî güçlerin yenilmez olduğu algısı yerle bir oldu.
- Körfez ülkelerinin güvenliğini ABD’nin sağlayamayacağı açığa çıktı.
- Savaşın başında açık olan Hürmüz ve Bab’ül Mendep boğazları, İran ve Yemen’in kontrolüne geçti.
Gelinen Bu Aşamada İran’ın Şartları Nelerdir?
- Savaş tazminatı.
- Tüm yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması.
- ABD’nin bütün askerî güçlerini bölgeden çekmesi.
- Bir daha kendisine ve Direniş Ekseni güçlerine saldırılmayacağı koşulunun uluslararası güvenceye bağlanması.
- Balistik füze ve nükleer programına sınırlama getirilmesinden vazgeçilmesi.
- İsrail’in Gazze’de 7 Ekim öncesi sınırlarına çekilmesi.
- Netanyahu’nun Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanması.
- Trump’ın Gazze planının iptal edilmesi.
- İşgalci güçlerin Lübnan, Suriye ve Yemen’den çekilmesi.
- Trump’ın Hamaney’den kamuoyu önünde özür dilemesi.
Dengeler Nasıl Değişti?
- İran ve Direniş Ekseni, aldığı ağır darbelere rağmen bölgedeki nüfuzunu güçlendirdi.
- Dünya ticaret ve lojistik kanalları ile enerji trafiğinin ana arterlerinin en önemlilerinden ikisi, Direniş Ekseni’nin kontrolüne geçti.
- Çin ve Rusya’nın eli, ABD ve Batı emperyalist güçleri karşısında güçlendi.
- Ezilen bütün halklar ve ülkeler açısından emperyalizme karşı direnme potansiyeli ve umudu artmış oldu.
- ABD, bu savaştan askerî ve ekonomik olarak zayıflamış olarak çıktı. Savaşı sürdürdükçe bu zayıflama ve çıkmaz artıyor.
Olası Gelişmeler
Mevcut koşullarda olasılıkları değerlendirirken son dönemde gerçekleşen diplomatik hareketliliği göz önünde bulundurmak gerekir.
Netanyahu’nun Körfez Devletleriyle Sürpriz Toplantısı
Netanyahu, 27 Eylül 2026 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) sürpriz ve gizli bir ziyaret gerçekleştirmiş, Körfez bölgesinden Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Umman ve Katar heyetleri/temsilcileriyle toplantı yapmış. Bu toplantıya bölge dışından ABD, Mısır, Libya ve Fas temsilcileri de dâhil olmuştur.
Genelkurmay Başkanları Toplantısı
Ayrıca İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Eylül 2026’nın ikinci haftasında Almanya’daki bir dağ kasabasında/kayak merkezinde gizli bir askerî zirveye katılmış. ABD Merkez Komutanlığı tarafından organize edilen bu gizli toplantıya Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Kuveyt, Katar, Ürdün ve Mısır genelkurmay başkanları katılmış.
Bu üst düzey askerî zirvede de bölge ülkelerinin hava savunma entegrasyonu, istihbarat paylaşımı ve özellikle İran ile Yemen’e karşı geliştirilecek stratejiler görüşülmüş.
Bu hareketlilikler göz önünde bulundurularak önümüzdeki süreçte şu gelişmelerin yaşanma ihtimalinden bahsedebiliriz:
- 1- ABD’deki seçimlere kadar geniş kapsamlı yeni bir saldırı olasılığı az, ancak tamamen imkânsız değildir.
- 2- ABD seçimlerinden sonra ABD, İsrail ve Mekke İttifakı devletlerinin de katılımıyla çok daha kapsamlı bir saldırı ile ABD, aleyhine olan şimdiki dengeyi tersine çevirmeye çalışabilir.
- 3- En zayıf ama en tehlikeli, lakin tamamen olanaksız olmayan bir ihtimal daha: ABD, bu ağır hezimetten nükleer silah kullanarak çıkmaya çalışabilir.
- 4- ABD, yapacağı her girişimden başarısızlıkla çıkmak zorunda kalacağını bilerek bölge ülkelerini İran ve Direniş Ekseni güçlerine karşı musallat ederek savaşı çok uzun vadeye yayıp ambargo ve kuşatma ile bu güçleri telef etmeye çalışabilir.
- 5- Neredeyse gerçekleşme ihtimali olmayan bir seçenek ise ABD’nin, yenilgiyi kabul etmek zorunda kalacağı bir anlaşmayı imzalamasıdır.
Bu seçenekler arasında ABD açısından uygulamaya koyulabilecek en makulü, 4. seçenek gibi duruyor. Ancak her hâlükârda bu savaş, mevcut nesnel ve öznel koşullar nedeniyle İran ve Direniş Ekseni güçlerinin tartışmasız zaferiyle ve ABD ve İsrail’in büyük hezimetiyle tarihe geçecektir.
***
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
