İKTİDARIN AHBAB’I OLMAZSAN! (Mehmet Güzel)
Ahbap Derneği yöneticisi Haluk Levent, 12 Temmuz 2026 tarihinde gözaltına alınarak sorguya çekildi. Onunla birlikte dernek yöneticileri de dâhil olmak üzere birçok kişi soruşturmaya dâhil edilerek gözaltına alındı ve bunların birçoğu tutuklandı. Ahbap Derneği’nin mal varlıklarına el konuldu, hesapları bloke edildi ve sonunda derneğe kayyım atandı. Hâlen de bu dosya kapsamında, zamanında bu derneğe bağış yapmış, katkı sunmuş olan bu ülkenin birçok tanınmış ismi savcılığa götürülerek ifadeleri alınıyor; Ahbap Derneği ve Haluk Levent aleyhinde toplanabilecek kırıntı niteliğindeki her türlü malzeme bir araya getirilmeye çalışılıyor.
Ancak bu soruşturma esas olarak, kamuoyu nezdinde Haluk Levent aleyhinde peşin bir mahkûmiyet algısı yaratılarak yürütüldü ve hâlen de aynı şekilde yürütülmeye devam ediyor. İktidarın denetimindeki bütün basın yayın organlarında, Savcılık ve Adalet Bakanlığı açıklamalarında, iktidarın bütün sözcülerinin beyanlarında, ekranlara çıkarılıp konuşturulan “uzman” etiketli iktidar borazanlarının söylemlerinde Ahbap Derneği ve Haluk Levent’e yönelik mahkûmiyet ve itibarsızlaştırma temelli saldırılar aralıksız sürdürülüyor.
Talimat Nereden Geldi?
En sonunda, assolist edasıyla Diktatör Müsveddesi Erdoğan dün sahneye çıktı ve o da hükmünü açıkladı:
“Depremi kullanarak ekonomik ve siyasi fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Korku ve kaygı yaratmaktan medet umanların, ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz.”
6 Şubat depreminde devletin zaaflarını eleştiren herkesi topa tutan açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisiyle çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına dâhil olduğunu gördük.” şeklinde konuştu.
Erdoğan’ın bu açıklaması, bu operasyonun ana nedenini de, talimatın geldiği yeri de, operasyonun niteliğini de yeterince açığa vuruyor. Talimat Erdoğan’dan geliyor; yargı kullanılan bir sopa ve bu operasyon bir intikam operasyonudur. Neden ise, 6 Şubat depreminde acizlik içinde kalan iktidarın maruz kaldığı eleştirilerdir. Üç yıl sonra devlet, bir intikam alma operasyonuna girişmiş durumdadır.
Depremde Devlet Neredeydi?
6 Şubat depreminde iktidarın nasıl bir rezillik içerisinde kaldığını bütün ülke gördü; ancak 14 şehirde yaşayan depremzedeler bunu birebir yaşadı. Ne yazık ki bunun bedeli, resmî rakamlara göre en az 53 bin insanımızın canına ve 100 binden fazla insanımızın yaralanmasına mal oldu.
Devlet, depremin ilk üç gününde hiçbir kurum ve kuruluşuyla sahada yoktu. Adeta felç olmuştu. İnsanlarımız, enkaz altında, dondurucu soğukta ezilerek; yakınlarının gözleri önünde, feryat figan içinde ölüme terk edildi.
Devletin bu acziyeti karşısında Ahbap Derneği ve başta sol, devrimci siyasal örgütler olmak üzere toplumun farklı kesimleri depremzedelerin yardımına koştu. O sırada devletin bu konulardaki asıl sorumlusu olan ve yıllar boyunca böylesi afetler için vatandaşlardan paralar toplamış, özel bütçeler oluşturmuş, eğitimler vermiş olan Kızılay ise çadır satmakla meşguldü.
Devletin kolluk kuvvetleri ise yolları kesmiş, duyarlı halkımızın kendi imkânlarıyla topladığı hayati önemdeki yardım malzemelerinin deprem bölgesine ulaşmasını engelleyerek bu malzemelere el koymakla meşguldü. İktidardan düşürülme korkusu yaşayan Diktatör Müsveddesi Erdoğan ise askerleri kışlalarında tutuyor, sahaya çıkmalarına izin vermiyordu.
Halk Dayanıştı, İktidar Hazmedemedi
Devletin, yani aynı anlama gelen AKP iktidarının, böylesi büyük bir felaket karşısında içine düştüğü acizlik ve yarattığı boşluk, halkın dayanışma organizasyonlarıyla doldurulmaya çalışıldı. Halkımızın dayanışma refleksi güçlüdür ve her felakette kendisini göstermektedir. Bu son derece doğal ve takdir edilmesi gereken bir reflekstir.
Ancak iktidar, yarattığı boşluk, ihmal ve hatta bile bile insanları ölüme terk etmiş olmasının ardından toplumdan yükselen haklı eleştirilere tahammül edememektedir. Dahası, kendi yarattığı boşluğun sivil toplum örgütleri tarafından doldurulmuş olmasını da sindirememiştir.
Hukuki Gerçekler Ne Söylüyor?
Bu operasyonun hukuksal boyutu apayrı bir konudur.
Ahbap Derneği, 6 Şubat depreminden bu yana defalarca devletin ilgili kurumları tarafından denetlenmiş; hesapları incelenmiş, gelir-gider hareketleri takip edilmiş ve herhangi bir usulsüzlük tespit edilmemiştir. Ayrıca Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) ile Grant Thornton adlı bağımsız denetim kuruluşları tarafından üç kez denetlenmiş, hazırlanan raporlarda da herhangi bir soruna rastlanmamıştır.
Dernek, kendi internet sitesinde de gelir ve harcamalarına ilişkin raporları kamuoyuyla paylaşmıştır. Bu raporlara göre, 6 Şubat depremi sürecinde yaklaşık 4,3 milyar TL bağış toplanmış; bunun yaklaşık 4,29 milyar TL’si barınma, gıda ve eğitim gibi afet bölgesi projelerinde kullanılmış, kalan kaynak ise sonraki yıllarda yürütülecek projelere ayrılmıştır.
Asıl Amaç Gözdağı Vermek
Bütün bu gerçekliklere rağmen iktidar, yoğun bir itibarsızlaştırma ve peşin mahkûmiyet kampanyasıyla Haluk Levent’i ve Ahbap Derneği’ni hedefe koymuş, tasfiye sürecini başlatmıştır.
Bununla da yetinmemiş; deprem döneminde ücretsiz konserleri, nakdi bağışları ve çeşitli etkinlikleriyle yardım kampanyalarına destek vermiş kişileri tek tek adliyeye çağırarak ifadelerini almakta, gözdağı vermekte ve ifadeler üzerinden birbirleri aleyhine söylemler üretmeye çalışmaktadır.
Haluk Levent’in mercek altına alınan kişisel yaşamındaki zaaflar ve kişisel para hareketleri, derneğin hesaplarıyla karıştırılarak hem toplum nezdinde hem de soruşturma dosyasında suni bir algı oluşturulmuştur.
Peki Deprem Vergilerinin Hesabı Nerede?
Peki devlet, bu halktan yıllardır deprem afetleri gerekçesiyle toplanan ve haddi hesabı olmayan deprem vergilerinin hesabını verdi mi?
Hayır.
Ne oldu o paralar?
Kendi açıklamalarına göre yol ve köprü yapımında kullanıldı. Gerçekte ise kendi yan kuruluşu hâline gelen dinî dernek ve vakıflara, “beşli çete” diye anılan yandaş müteahhitlere aktarıldı.
Ahbap Tasfiye Edilirken Kimler Korunuyor?
Toplum yararına faaliyet yürütmüş ve yürütmekte olan Ahbap gibi kuruluşlar hedefe konulup tasfiye edilirken, 24 yıldır doğrudan devlet bütçesine ve AKP belediyelerinin bütçelerine kalın hortumlarla bağlanmış olan dinî cemaat dernek ve vakıflarının durumu nedir? Çevirdikleri paraların haddi hesabı nedir ve bu toplum adına ne üretmektedirler?
Çok basit bir açık kaynak araştırması yaptığınızda şu bilgilere ulaşabiliyorsunuz:
İktidarın hizmetindeki vakıf ve dernekler
- TÜRGEV (Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı)
- TÜGVA (Türkiye Gençlik Vakfı)
- Ensar Vakfı
- Türkiye Diyanet Vakfı (TDV)
- İHH (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı)
- Deniz Feneri Derneği
Bütçe ve kaynak aktarımı verileri
Genel bütçe transferleri: Resmî raporlara göre “Kâr amacı gütmeyen diğer kuruluşlar” kaleminden merkezi bütçeden yapılan transferler her yıl milyarlarca lirayı bulmaktadır. Yalnızca 2026 yılının ilk beş ayında bu kalemden yapılan transfer yaklaşık 497,6 milyon TL olarak kayıtlara geçmiştir.
Bakanlık protokolleri ve destekleri: Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinden vakıf ve derneklere aktarılan kaynakların sadece 2020-2025 döneminde 4,5 milyar TL’yi aştığı belirtilmektedir.
Münferit bütçe gizliliği: Bütçe kanunlarında ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı verilerinde yapılan nakdî yardımlar genel bir havuzdan ödendiği için hangi kurumun ne kadar pay aldığı kamuoyuna açıklanmamaktadır.
Bir de bu dernek ve vakıfların 24 yıllık bütçelerini tahmin edin; neredeyse devlet bütçesiyle yarışacak ölçüde dudak uçuklatıcı bir rakamla karşılaşırsınız.
İktidarın Ahbabı Değilsen…
Çok açık biçimde görülüyor ki Ahbap Derneği operasyonu, iktidarın 6 Şubat depremindeki kendi sorumluluğunu örtme gayretiyle, denetimi altına girmemiş ve yandaşı olmamış bir derneği ve onun yöneticilerini tasfiye etme operasyonudur. Koparılan gürültü ve yaratılan algı, bu amaca hizmet eden organize bir çabanın ürünüdür.
İktidar, devletin bütün olanaklarını elinde bulundurmanın sağladığı gücü kendi lehine, hedefe koyduğu yapıların ise aleyhine kullanarak istediği “hukuksal” malzemeyi bulmakta ya da yaratmakta hiçbir sıkıntı yaşamamaktadır. Sıradan bir sanatçı olmanın ötesinde başka bir özelliği olmayan Haluk Levent’in yıllar boyunca mercek altına alınan kişisel yaşamında kullanılabilecek açıklar bulup bunları çarpıtarak aleyhine kullanabilmek, bu iktidar için çocuk oyuncağıdır.
Bu iktidarın yandaşı ve işbirlikçisiysen ihya olur; her türlü yolsuzlukta, hukuksuzlukta ve soygunda iktidar tarafından korunur, beslenir, hatta kaynak aktarılır ve dokunulmaz hâle gelirsin.
Ama bu iktidarın hizmetinde ya da yandaşı değilsen, gözünün üstündeki kaş bile senin idam fermanın için yeterli gerekçe olur!
***
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
