HEZİMET PSİKOLOJİSİ (Mehmet Güzel)
ABD ve İsrail’in Suriye’deki Kürt hareketini satarak Türkiye ve HTŞ katillerinin önüne atmış olmasının yarattığı hayal kırıklığı, birçok kişinin dengesini kaybetmesine neden oldu. Haklı olarak büyük bir öfke birikimi oluştu. Ancak birçok Kürt arkadaşımız bu öfkelerini, Kürt hareketini satan ABD’ye ya da bu sonucu yaratan emperyalizmle iş birliği politikasına yöneltmeleri gerekirken, tam tersine eleştirel yaklaşım gösteren kişilere yöneltiyor.
Bayram Balcı, hem benim bir paylaşımımın altına yazdığı yorumda hem de ayrıca yaptığı bir paylaşımda, terbiye ve devrimci ahlak sınırlarının çok ötesinde ifadeler kullanmış. Fikir beyan etmek, eleştiriye yanıt vermek ya da savunu yapmak yerine küfür niteliğinde sözler sarf etmiş. Bilinir ki küfür, öfke patlamasıyla muhatabına acı vermeye dönük bir duygu boşalmasıdır. Bayram Balcı tam da bunu yapmıştır. Ruhsal bir rahatlama ihtiyacıyla hem bana hem de ATAK Dergisi’ne saldırmıştır.
Ben Bayram Balcı’nın içinde bulunduğu ruh hâlinde olmadığım için öfke birikimimi küfürvari ifadelerle karşımdakine savurarak rahatlama ihtiyacı hissetmiyorum. Bayram Balcı’ya da canını acıtacak ifadeler kullanma yoluna tevessül etmiyorum. Onun acı duymasını hiç istemem. Zaten kendisi hastalığıyla yeterince cebelleşmektedir. Ayrıca gerek bizim örgütsel saflarımızda gerekse yurtsever hareket saflarında yürüttüğü mücadele nedeniyle devlet tarafından fazlasıyla acıya maruz bırakılmıştır; bütün devrimciler gibi. Benim sözlerimden acı duymasına yüreğim elvermez. Kendisi tam tersini yapmışsa da bu, onu ilgilendirir. Herkes kendi karakterine yakışanı yapar.
Ama benim vereceğim birkaç yanıt var:
ATAK Dergisi’ni ve THKP-C’yi zikrederek harcamış olduğu son derece düşük düzeyli cümleler onun boyunu çok aşmıştır. ATAK Dergisi’nde her yazıdan yazarın kendisi sorumludur; dergi değil. Bunu, benim yazılarım dâhil her yazının altına not olarak ekliyoruz. ATAK Dergisi’nde Kürt hareketinin her davranışını olumlayan yazılar olduğu gibi, mücadelesini desteklemekle birlikte yanlış gördüğü adımları eleştiren yazılar da vardır. Bayram Balcı bunu görecek bir psikolojik dinginliğe sahip değilmiş ki, böyle bir toptancılıkla küfür salvolarına girişmiştir.
Bayram Balcı küfürnamesinde defalarca “daha düne kadar Kürt hareketinin ekmeğini yediniz” demiş! Buna çok güldüm. Bugüne kadar Kürt hareketinin ekmeğini yemişim/yemişiz de benim haberim yokmuş! Benim bildiğim; ben ve içinde bulunduğum siyasal çevre, bugüne kadar Kürt halkının özgürlük mücadelesini karşılıksız ve beklentisiz olarak, legal ve illegal olanaklarımız ölçüsünde destekledik. Bunu demokrasi mücadelesi bunu gerektirdiği ve buna inandığımız için yaptık. Ne bir mevki, ne siyasal rant, ne de başka bir çıkar beklentisi içinde olduk. Devrimci hareketler arasındaki bu tür dayanışmalar doğaldır; hatta zorunludur. Bu durumda Bayram Balcı’ya gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki biz Kürt hareketinin ekmeğini yemedik; tam tersine Kürt arkadaşlar bizim ekmeğimizi yedi. Helali hoş olsun; bunu söz konusu bile etmiyoruz. Ama Bayram Balcı’nın bu komik ifadesinin ne kadar temelsiz olduğunu belirtmek için yazıyorum.
Bayram Balcı, “Avrupa’da sıcak yatağımdan” yazdığımı iddia ediyor. Şu tezatlığa bakar mısınız: Ben Avrupa’ya çıkmak zorunda kalalı henüz dört yıl bile dolmadı; kendisi ise yirmi yılı aşkın süredir “Avrupa’nın sıcak yatağında”! Dinime küfreden Müslüman olsa! Kaldı ki bir devrimcinin mücadelesine devam edebilmesi için bulunduğu coğrafya belirleyici değildir. Devrimci, hangi alanda bulunursa bulunsun, mücadelesini sürdürmenin koşullarını yaratır. Ben bunu istiyor ve yapıyorum. Dolayısıyla Avrupa benim için bir konfor alanı değil, zorlu bir sürgün alanıdır; ama mücadeleme engel olmayan bir alan. Ayrıca bilsin ki Bayram Balcı, ben “Avrupa’da sıcak yatağımda” olduğum hâlde bile Kürt hareketinin bazı bölgelerde sıkışmış mücadele kadrolarına destek olmak için imkânlarımı seferber ettim. Bu mahrem bilgiyi kendisinin tahmin etmesi bile mümkün değildir. Aslında “Avrupa’da sıcak yatağında” küfür savuran konumuna düşen kendisidir.
Yani Kürt hareketine teorik ve pratik olarak Bayram Balcı’dan katbekat fazla destek sunduğumu iddiayla söyleyebilirim. Bunu kimseye kanıtlamak zorunda değilim. Ama kendisi Kürt hareketinin sözcüsü edasıyla küfürler dizmektedir. Ne derler; ekmeği dizinde! Şair olduğu hâlde bu tabiri bilmiyor galiba.
Bayram Balcı benim Avrupa’da tatil yaptığımı sanıyor. Yargılandığım dava dosyalarının sayısı onun yazdığı şiirlerden fazladır. Cezaevinde geçirdiğim günlerin sayısı da dizelerinden çoktur. Kalkmış bana mücadele dersi vermeye kalkıyor… Peh peh!
Hele hele THKP-C ve ATAK Dergisi’ni hedefe koyması, yaptığı bütün suçlama ve hakaretlerin asıl muhatabının kendisi olduğunu göstermektedir.
Bu şahsın hakaret ettiği bizler, yaşamımız ve mücadele tarihimiz boyunca Kürt hareketini destekledik, omuz verdik, yanında olduk; ittifaklar kurduk, ortak askeri operasyonlar yaptık, ortak siyasal projeler geliştirdik. Bunu ortak devrimci mücadele gerektirdiği için yaptık. Bayram Balcı da bizim safımızdayken bu çalışmalara katkı sunmuştur. Garip bir psikolojik durumdur: Örgütsel bir yapıdan ayrılan bireyler, ilk olarak ve en fazla ayrıldıkları yapıyı taşlamaya başlarlar. Biz Bayram Balcı’yı hep bir dost ve yoldaş olarak gördük. Ancak bugün ABD’nin Kürt hareketini satmasının yarattığı öfkeyi kontrol edemeyerek bunu bize yöneltmektedir.
Yazılarımızı takip eden herkes bilir ki eleştirilerimiz emperyalizmle kurulan iş birliğine yöneliktir. Bu politikanın başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına zarar vereceğini söylüyoruz. Emperyalizme güvenilmemesi gerektiğini, elini kaptıranın kolunu kurtaramayacağını savunuyoruz. Buna rağmen Kürt hareketinin mücadelesini ve direnişini desteklemeye devam ediyoruz. Bunun neresi yanlış? Emperyalizme karşı çıkmanın küfürle karşılanması ne acıdır! Anti-emperyalizm devrimciliğin temel ilkesiyken, bugün bu ilkeyi savunduğumuz için saldırıya uğruyoruz. Oysa biz bu mücadelede verilen her emeği baş tacı eden bir anlayıştayız. Yaşananlar, söylediklerimizin doğruluğunu açıkça göstermiştir. Bundan ders çıkarmayanlar bildiğini okumaya devam edebilir; biz doğru bildiğimizi söylemeyi sürdüreceğiz.
Halkların özgürlük mücadelesinde yaşanan acılar, artık eleştirileri bastırmak için kullanılmaktadır. Eleştiriye tahammülsüzlük, farklılıkları susturma aracına dönüşmüştür. Bayram Balcı da bunu yapmaktadır. Bunu yaparken kendi mücadele tarihine de saygısızlık ettiğinin farkında değildir. Duygularına yenilmiş, şirazesini kaybetmiştir.
Ne diyeyim; kendisine hem bedensel hem de ruhsal sağlık diliyorum.
______________________________________________________________________________
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
