GÖZALTI VE TUTUKLAMALARLA ALEVİ HALKINA GÖZDAĞI! (Atak Dergisi)
4 Kasım 2026 sabahı Antakya ve Mersin’de yapılan operasyon ile harita mühendisi Kenan Kantarcı, Gazi Küçükkaya, Selim Yurd, Mehmet Çokluk, Sıdıka Akar ve Gülşen Kadıoğlu (İflazoğlu) yakalanarak gözaltına alınmış, 5 Kasım tarihinde Gülşen Kadıoğlu (İflazoğlu) ve Kenan Kantarcı serbest bırakılmış, Gazi Küçükkaya, Selim Yurd, Mehmet Çokluk ve Sıdıka Akar tutuklanmışlardır. Hepsinin cep telefonları ve dijital malzemelerine el konularak incelemeye alınmıştır. Dosyaya “gizlilik kararı” konulmakla beraber itham edilen suç: “Yasa dışı THKPC ACİLCİLER örgütüne finansal destek sağlamak”tır.
Gazi Küçükkaya’nın 70 yaşına dayanmış ve kronik hasta, Mehmet Çokluk’un ise 75-80 yaşlarında ve Alzheimer belirtileri gösteren bir kişi olduğunun altını çizmek gerekiyor. Gazi Küçükkaya, Selim Yurd ve Gülşen Kadıoğlu 2017 yılında İsam Zahreddin’in ölümünün kırkıncı gün mevlidini yaptıkları ve katıldıkları için tutuklanmış, 9 ay cezaevinde tutulmuş, şartla salıverildikten sonra yargılamaları devam etmiş ve her biri “THKPC ACİLCİLER ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMAK” suçlamasıyla 6 yıl 3 ay ağır hapis cezasıyla mahkûm edilmişlerdir. Davaları Yargıtay aşamasındadır.
Buna rağmen aynı kişiler ve bu kişilere başka üç kişi daha ekleyerek yine 2017 yılındaki aynı etkinlikler gerekçe gösterilerek operasyon yapılmış ve tutuklamalar gerçekleştirilmiştir.
Çok açıktır ki devletin bu operasyonu, daha önceki operasyonlar gibi sanıklar nezdinde aslında BÖLGE HALKIMIZA YÖNELİK BİR OPERASYONDUR. Sanıklar ve onların yaptıkları iddia edilenler bahaneden öte bir anlama sahip değildir. Devlet, bölge halkına her gözdağı vermek ve sindirmek istediğinde adı geçen örgüte üye olmak gibi bir bahaneye sarılmaktadır. Oysa adı geçen örgüt 1987 yılından bu yana hiçbir silahlı eylem yapmamıştır. Bu tespit, devletin istihbarat raporlarında ve mahkeme tutanaklarında bile geçmektedir. Buna rağmen devlet, halkımıza her gözdağı vermek, korkutmak ve sindirmek istediğinde bu örgüt adını kullanışlı bir aparat olarak bu halka karşı kullanmaktadır. Bu da devletin bölge halkına karşı güttüğü düşmanca tutumun göstergesidir. BU BİR DEVLET POLİTİKASIDIR VE BÖLGENİN ALEVİ HALKINA KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ TARİHSEL DÜŞMANLIĞIN DEVAMIDIR.
Egemen devlet yüz yıldır Kürt halkına, Alevi toplumuna, Ermeni halkına karşı yürüttüğü düşmanlığı, asimilasyonu ve yok etme politikasını güney bölgesinde de Alevi halkına karşı aynıyla ve planlı-programlı bir şekilde yürütüyor. Bölgede gerek devrimcilere gerekse de halkımızın değerlerine sahip çıkan şahsiyetlere karşı yürüttüğü bütün baskı, operasyon, tutuklama ve davalar yukarıda ifade ettiğimiz devletin halkımıza karşı politikasının birer uygulamasıdır.
Bütün bu uygulamalar bu halkın toplumsal hafızasına derin derin kazınmaktadır; tıpkı Sultan Selim’in katliamlarının toplumsal hafızaya kazındığı gibi.
Ancak devletin halkımızdan bu korkusu ve korkunun itimiyle başvurduğu bu zulüm kâr etmeyecek, halkımızın kendi değerlerine sahip çıkmasına engel olamayacaktır. Halkımız inancına, kültürüne, geleneklerine, tarihsel değerlerine ve halk gerçekliklerine sımsıkı sarılarak sahip çıkmaya, bu değerleri yaşatmaya ve zulmün karşısında durmaya devam edecektir. Bunu hiçbir zulüm metodu engelleyemeyecektir.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
