Atak Logo

Atak Menü

GAZAL GAZAL’IN ALMAN HALKINA HİTABIDIR (Atak Haber)

GAZAL GAZAL’IN ALMAN HALKINA HİTABIDIR (Atak Habe…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1x
16 Ocak 2026, 21:14 | Yazar: Atak Dergisi | Kategori: Ortadoğu
GAZAL GAZAL’IN ALMAN HALKINA HİTABIDIR (Atak Haber)

Suriye ve Diaspora Alevileri Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel

 

Suriye’de Alevilerin en yüksek dini otoritesiyle röportaj 
  
  
Röportajı yapan: Dr. Kamal Sido, Tehdit Altındaki Halklar Derneği’nin (GfbV) etnik, dini, dilsel azınlıklar ve halklar konularındaki danışmanı. 


  
Şeyh Ghazal, Şam’daki yeni İslamcı rejim ve destekçileri yerinizi bilseler sizi derhal öldürebilirler. Buna rağmen sorularımızı yanıtlamak için zaman ayırdınız. Bunun için teşekkür ederiz. Nerede yaşadığınızı sorabilir miyiz? 


  
Öncelikle, mevcut geçiş hükümetinin yönetimi altında Alevilerin yaşadığı gerçekliği medyanın bilinçli biçimde görmezden geldiği bir dönemde, halkımızın sesini dünyaya ulaştırmamıza imkân tanıdığınız için teşekkür ederim. 

 


Aleviler, Suriye Arap Cumhuriyeti’nde Suriye halkının asli bir parçasıdır; onların durumunu ve siyasi tutumlarını anlamadan Suriye hakkında tam bir tablo çizilemez. 

 


Mevcut ikamet yerime gelince: Tedbirin kaderi engellemediğine inanıyorum; adaletin ve kaderin Allah’ın elinde olduğuna iman ediyorum. Ciddi ve etkili çalışmanın ülke içinde ve içerideki insanlarla birlikte yürütülmesi gerektiğine hep inandım. Bu nedenle Suriye’deydim ve hâlen de Suriye’deyim.

 
  
Şam’daki İslamcı rejim ve destekçileri neden size karşı, Suriye içinde ve dışında, kışkırtma yürütüyor? 


  
Bu rejimin ve destekçilerinin ideolojisi şiddete ve farklı olana tahammülsüzlüğe dayanıyor; yöntemleri dışlama ve tekfir üzerine kurulu. 
7 Mart’ta bu rejim, Alevilere karşı bir katliam işleyerek gerçek yüzünü ortaya koydu: Mezhep saikleriyle cinayetler, kaçırmalar ve köleleştirmeler yapıldı; ayrıca tehlikeli bir etnik temizlik girişimi söz konusu oldu. 

 


Rejim, Alevileri siyasi hayattan ve kamu sektöründen tümüyle dışlayan bir politika izliyor. Herhangi bir Aleviye yöneltilen her tehdit, bana yöneltilmiş bir tehdittir. Ölüm ve tutuklama tehditleri aldım; bu da beni gizlenmeye zorladı. Ailemin tüm fertleri tehdit edildi. Üç çocuğum —hepsi doktor— işlerini bırakmak ve onlar da gizlenmek zorunda kaldı. 


Buna rağmen ahlaki sorumluluğum, Alevilerin yaşamını ve onurunu savunmamı; onların korunmasını ve üzerlerindeki zulmün kaldırılmasını talep etmemi gerektiriyor. Biz, laik ve demokratik bir sistem içinde gerçek bir federasyon istiyoruz; bu sistem azınlıklara devlet ve toplumda eşit bir konum garanti etmelidir. 


Bu iktidarın benimsediği sınır aşan terörü reddeden siyasi tutumum da hedef alınmamı artırdı; çünkü bu tutum, bu aşırıcı otoriteyle kökten çelişmektedir. 
Bu rejim yalnızca tehdit etmekle yetinmiyor; imhayı hedefliyor. Bu nedenle Suriye toplumunun tüm bileşenleri için sürekli bir tehlikedir. Alevi topluluğuna karşı; çocukları, kadınları ve erkekleri hedef alan katliamlar gerçekleştirdi; kadınları kaçırdı ve tecavüz etti; kutsal mekânları kirletti, dini sembolleri aşağıladı ve toprakları yaktı. Bu uygulamalar Dürzilere, Kürtlere ve Hristiyanlara da uzandı. 


  
Mart 2025’teki katliamlar ve soykırım girişiminden sonra Suriye’de Alevilerin sokağa çıkmasını bekliyor muydunuz? 


  
Alevilerin kaderlerini tayin etme, acılarını, baskılarını ve çektikleri eziyeti ifade etme hakları vardır. En temel yaşam koşullarından mahrum bırakıldıktan sonra artık sessiz kalamazlardı. Mevcut fiilî otoritelerin kendilerine yaklaşımında bir değişim umudunun kalmamasını protesto etmek için sokağa çıktılar. Alevilerin gösterileri tamamen barışçıldı; göstericiler tarafından hiçbir şiddet eylemi gerçekleşmedi. Alevi halkı Suriye’deki durumun tehlikesinin farkındadır. Yüksek eğitim düzeyine sahip Alevi elitleri de mevcut siyasi gerçekliği kavrayabilecek ve mevcut iktidarın ülkeyi bir iç savaşa sürükleme girişimlerini teşhir edebilecek durumdadır. 


 
Bu nedenle Aleviler, federalizm yönündeki meşru taleplerini bütünüyle barışçıl biçimde dile getirdiler. 


  
Alevileri günlük cinayetlere, katliamlara ve soykırım girişimine karşı protestoya çağırdınız. Neden çağrınıza yanıt verdiler? 


  
Alevilerin hayatı aşağılanmalarla dolu; bunu reddettiklerini ifade etmek istediler. Bu topluluktan özgür ve onurlu herhangi bir Alevi için, tüm dehşetiyle cehennem bile daha katlanılabilirdir; çünkü Suriye’de yaşam, ölümle eşanlamlı hâle gelmiştir. 

 


Bu barışçıl çağrılara kararlılıkla yanıt verdiler; çünkü acılarını ifade edebilecekleri, barış isteklerini ve yeniden şiddete sürüklenmeyi reddettiklerini gösterebilecekleri bir fırsat gördüler. 

 


Alevi toplumu yüksek bir disiplin ve örgütlü çalışma kapasitesine sahiptir; bu, gösterilere de yansıdı. Kadınlar ve çocuklar erkeklerle birlikte, en üst düzeyde bilinç, disiplin ve ihtiyatla katıldı. 


  
Tehdit Altındaki Halklar Derneği, Mart 2025’ten bu yana 30 ila 60 bin Alevinin ölü, yaralı ya da kayıp olduğunu söylüyor. Bu rakamları doğruluyor musunuz? 


  
Rakamlar artıyor ve bunlar yaklaşık tahminlerdir. Birçok nedenle mağdur sayısını kesin olarak belirlemek imkânsızdır. Mevcut iktidarın yönetimi ele geçirmesinden bu yana ihlaller sürmüş; katliamlardan önce ölümlerin kayda geçirilmesi ya da resmî belgelerin düzenlenmesi engellenmiştir. Katliamlar sırasında binlerce ceset yakıldı, denize atıldı ya da dağlara gömüldü. Amaç etnik temizliktir. 

 


Bu suçları belgeleyen kurumlarımız var; kesin rakamları yakında yayımlayacağız. 


  
Dürzi ve Kürt liderlikleriyle temas hâlinde misiniz? 


  
Evet. Şeyh Hikmet el-Hecri başkanlığındaki Dürzi liderliğiyle ve Kürt liderliğiyle doğrudan temas hâlindeyiz. 

 


Haseke’de düzenlenen ilk ulusal diyalog konferansına katıldık; ayrıca Cenevre’de Suriyeli heyetlerle diplomatik görüşmelere iştirak ettik. 
Siyasi ve demokratik yerinden yönetime dayanan; her türlü dışlama ve marjinalleştirmeyi reddeden, geleceğin Suriye devletine dair net bir vizyonumuz var. 


  
Yeni Suriye’yi nasıl tasavvur ediyorsunuz? 


  
Bu yıkıcı savaştan sonra Suriye’nin birlik içinde kalabilmesi, ancak anayasal güvenceye sahip, laik ve demokratik bir devlet içinde, tüm Suriyelilerin katılımıyla kurulacak federal ve yerinden yönetimli bir sistemle mümkündür. 


  
Din ile devletin ayrılmasını destekliyor musunuz? 


  
Evet. Hukukun ve yurttaşlığın esas olduğu, çoğulcu ve laik bir sivil devlet talep ediyoruz. Din ile devletin ayrılması, devleti ve toplumu korur; aynı zamanda dini siyasallaştırma ve istismardan da korur. 


  
Kadın hakları konusundaki tutumunuz nedir? 


  
Kadının, ortak liderlik dâhil olmak üzere devletin tüm kurumlarında gerçek ve etkili biçimde yer alması güvence altına alınmalıdır. 
Alevi İslam Konseyi’nde resmî sözcü bir kadın siyasetçidir. Hiçbir toplum kadın olmadan ilerleyemez; anneler toplumun yarısını dünyaya getirir, diğer yarısını da yetiştirir. 


  
Türkiye neden Şam’daki rejimi destekliyor? 


  
Türkiye, bölgesel çıkarlarını gerçekleştirmek ve nüfuzunu ile sınırlarını genişletmek için radikal grupları destekledi. Ancak bu politika Türkiye’ye ekonomik, siyasi ve toplumsal gerilemeden başka bir şey getirmedi; Suriye krizinin etkileri kaçınılmaz olarak Türkiye’ye de geri dönecektir. 


  
Almanlara mesajınız nedir? 


  
İmam Ali bin Ebu Talib (a.s.) şöyle demiştir: 


“İnsanlar iki sınıftır: Ya dinde kardeşindirler ya da yaratılışta eşindirler.” 


Alman halkına, üzerimizdeki zulme karşı durmaları; medya, sivil toplum ve seçilmiş siyasetçiler aracılığıyla seslerini yükseltmeleri çağrısında bulunuyoruz. Amaç, Suriye’de azınlıkların korunması, federalizmin ve insan haklarının hayata geçirilmesidir. 
  
 

Editoryal Not: 

Bu röportaj Tehdit Altındaki Halklar Derneği’nin (GfbV) (Almanya) etnik, dini, dilsel azınlıklar ve halklar konularındaki danışmanı Dr. Kamal Sido tarafından yapılmıştır. Yanıtlar Arapça olarak 17.12.2025 tarihinde ulaşmış ve Dr. Kamal Sido tarafından çevrilmiştir. 

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!