EĞLENCELİK BİR YAZI: İSRAİLCİ SEFİLLERİN PROFİLLERİ(1) (Mehmet Güzel)
Yine mi bu düşkünleri konu ediniyorsun, diye düşünecek olanlarınız çıkacaktır. Haklısınız; bunlar aslında tek bir yazıyı bile hak eden güruhlar değildir. Ama onları muhatap almak, ciddiye almak için değil alaya almak için ve foyalarını sergilemek için yazıyorum bu sefer. Öyle ciddi bir yazı da olmayacak, eğlencelik, kara mizah tarzında bir yazı. Yani kahvenizi yapın, sırtınızı rahat bir yere dayayın ve eğlenmeye hazırlanın.
Aleviler arasında İsrail propagandası yapan bu mide bulandırıcı kişilere yakından bakalım biraz. Bunların geçmişleri ne idi ve bugüne nasıl geldiler? Ama baştan belirteyim; bu grupla beraber hareket eden şeyhin aleyhinde bir şey yazmayacağım. Bunu, Aleviliğin kutsal değerlerine duyduğum saygının gereği yapıyorum ve onu bu yazının dışında tutuyorum. Ama kendisiyle defalarca yaptığım görüşmede yanlış yolda olduğunu gerekçeleriyle birlikte yüzüne karşı söylediğimi belirteyim.
ABD’deki Şovmen
Önce ABD’ye uzanalım. Orada yaşayan donundaki boku henüz kurumamış birisi var. Bu işin militanlığını yapıyor. Ama tam bir maskara. Hasbelkader önüme düşen ve eğlence olsun diye bir kısmını izlediğim videoları rahatlıkla komedi sınıfında sınıflandırılabilir. Bu herif Hatay/Samandağlıdır. Yani Sol’un kalesi olan bir yerde doğmuş ama büyüyememiş birisi. Geçmişte, Suriye yönetimi yıkılmadan önce Suriye’nin direnişine tam destek veren şov tarzında videolar paylaşıyordu. Video derken, kendi konuşmalarını çekip paylaştığı videolardır bunlar. Esas olarak paylaştığı videoların ağırlıklı olarak konusu ABD karşıtlığıydı. Bunun yanı sıra Kemalizm’e karşı küfürlere varan hakaret dolu videolar paylaşıp duruyordu. Bunları şov olsun ve ilgi odağı olma hevesiyle yapması dışında sorun yok.
Suriye yönetimi yıkıldı, ABD ve İsrail’in istediği gerçekleşti ve bu iki ülkenin, ek olarak Türkiye’nin marifetiyle HTŞ ve başındaki uluslararası terörist Colani Suriye’nin başına getirildi. Bu aşamadan sonra bizim bu ABD’deki fırıldak topaç gibi dönmeye başladı. Önce kendinden menkul bir hadsizlikle Aleviler adına konuşmaya ve hem Türkiye’deki hem de Suriye’deki Alevilere akıl vermeye başladı. Oysa beyninin içindeki sinirlerde kısa devre olduğu için kendisinde kendine yeten bir akla rastlamak mümkün değil. Ama öyle ya, delilerin öz güveni tavan olur! Bu da öyle. “Bende güçlü bir yetenek var” diyor!
Evinde, Tek Kişilik Parti Kuruyor
Bir gün onu Parti kurduğunu açıkladığı bir video paylaşımında görürsünüz. Ama burada manzarayı da anlatmalıyım:
Yaşadığı evde önceden bir kamera yerleştirmiş. Başka bir odadan bir başbakan edasıyla yavaş yavaş kameranın çekim alanına giriyor. Yüzünde, az sonra bir kahkahaya patlayacak suni bir ciddiyet var. Boynunda da kendisine parlamenter görüntüsü vermek için taktığı ama eğreti duran bir kravat! Kahramanımız kamera karşısına geçip sesini de yapacağı açıklama uygun bir tona getirip o peltek konuşmasıyla “bağımsız Alevi Partisi” kurduğunu deklare ediyor. Ve bütün Alevileri bu partinin çatısı altında “birlik” olmaya davet ediyor. Sonra elini uzatıp yayını durduruyor ve bu videoyu sayfasında paylaşıyor. Böylece Alevilerin kurtuluşu yolunda çok büyük bir adım atılmış oldu! “Kendisi için küçük ama Aleviler için büyük bir adım!” Ertesi gün Aleviler kahramanımızın kapısı önünde, partiye üye olmak için sıraya girecekler! Partinin programı var mı? Yok. Tüzüğü var mı? Yok. Kurucu ekibi var mı? Yok. Yönetim/yürütme Kurulu var mı? Yok. Üyesi var mı? Yok. Halkla İlişkiler yürütecek sorumlular var mı? Yok. Ama kahramanımız var; o bütün bunlara tek başına yeter! O gün bugündür bu “parti” ne oldu derseniz; ilan edildiği o komik videoda mahsur kaldı ve dışarı çıkamadı. Bırakın parti kurmayı, bu herif hayatı boyunca bir derneğe bile üye olmamış. Bir derneğe bile üye olmuş olsaydı en azından bu işin prosedürleri hakkında azıcık görgü sahibi olurdu. Dernek de neymiş, kahramanımız yüksekten uçacak! Sonunda yere kapaklanacak olsa da.
Kara Gözlük olmadan Çıkmam Abi!
Çektiği videoların çok büyük bir kısmını çekerken birinci şart, otomobil sürerken video çekmektir. Bu tarz ona apayrı bir hava veriyor; birincisi, ‘bakın benim otomobilim var’, ikincisi, ‘ben o kadar meşgul ve zaman sıkıntısı yaşıyorum ki ancak bir yerden bir yere seyahat ederken size akıl verecek videolar çekmeye fırsat buluyorum’ mesajı veriyor. Kahramanımız çok meşgul ve çok önemli bir şahsiyet maşallah! Bir de kara gözlüğü unutmayalım. Kara gözlük olmadan olmaz abi! Bu kara gözlük apayrı bir hava veriyor! Ağzından taşan dili ve peltek konuşmasıyla videoyu tamamladıktan sonra kim bilir, ‘ben neymişim be abi’ diye kendi kendine gururlanıyordur. Gururlanmakta haklı bence. Çünkü kendisinde keşfedilmemiş bir komedyenlik yeteneği var. Bunu sanatsal olarak söylemiyorum. Kişilik yapısı olarak söylüyorum. En azından vasat bir palyaço olabilir mesela!
Beyaz Saray Manzaralı Şovlar
Bu herifi başka bir videoda, ABD Beyaz Saray siluetinin kilometrelerce ötede görüldüğü bir yerden çekim yaparken görürsünüz. Elindeki kameraya kendi toparlak görüntüsünün arkasına Beyaz Saray silüetini özenle yerleştirerek çekimini yapıyor ve bir şeyler geveliyor. Ne gevelediğinin önemi yoktur; önemli olan, ‘ben Beyaz Saray’da halkımın kurtuluşu için önemli diplomatik girişimlerde bulunuyorum’ havası vermek. Eskiden ABD’ye küfürler sıraladığı zamanlar unutulmuştur nasıl olsa.
Bir başka gün bunu, bir senatörün kapısı önündeki tabelanın önünde çekim yaparken görürsünüz. ‘Bakın, ben ne kadar önemliyim ve ne kadar önemli işler yapıyorum; ABD parlamento üyeleri ve senatörlerle Alevilerin kurtuluşu için lobi çalışması yapıyorum!’ Oysa o tabelanın olduğu kapıyı tıklamaya cesareti de imkânı da yok. Hoş, tıklasa bile kıçına tekmeyi yiyeceği kesin.
Sağını Solunu Bilmiyor Ama Alevilere Sağ’ı Dikte Ediyor
En son karşıma çıkan videoyu yarısına kadar izledim, bakalım bu sefer ne zırvalayacak diye. Konusu Sol ve Alevilerin Sol’dan kurtulup sağa yönelmeleri gerektiğidir. İnanmıyorsunuz değil mi, vallahi öyle. Yarı Türkçe yarı Arapça ile Alevilerin sağa yönelmeleri gerektiğini, sağ siyaset gütmeleri gerektiğini anlatıyor. Solun bu halka bir faydasının olmadığının görüldüğünü iddia ediyor. Bunları geveleyerek anlatırken sol diye sağ kolunu, sağ derken de sol kolunu gösteriyor. Sonra şaşkınlığına kendisi de gülerek “hep sağ ile solu karıştırmışımdır” diye itiraf ediyor. Daha kendi sağını solunu bilmeyen haliyle Alevilere sağ siyasete yönelmeleri gerektiğine dair yön vermeye kalkıyor ve Sol’a hakaretler sıralıyor.
Devrimciler Alevileri Katliamlardan Korudu
Dedim ya, donundaki boku kurumamış bu züppenin tarihten haberi olmasını mı bekleyeceğiz? Daha kendisi babasının testislerinde bir sperm tanesi bile değilken 1979’da Maraş’taki Alevi katliamı sonrasında devletin, sivil faşistler eliyle Antakya’da çok büyük bir katliam organize ettiğini, bu katliam için bütün hazırlıklarını yaptıklarını ve saldırı girişiminde bulunduklarını ama devrimcilerin akıllı, kararlı ve stratejik direnme ve karşı koymalarıyla Antakya katliamı senaryosunun boşa çıkarıldığını nereden bilsin? Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, İstanbul/Gazi’de, Sivas’ta, 1971’de Hatay/Kırıkhan’da yapılan bütün Alevi katliamlarında devrimcilerin elde silah bedenlerini halkına siper ederek ve ölümüne direnerek can verdiklerini nereden bilecek bu züppe? Suriye’ye yapılan emperyalist saldırılar boyunca da 2011’den itibaren Suriye’de bulunan yoldaşlarımızın halktan oluşturdukları halk milis örgütlenmesi olan Mukaveme Suriyyi adlı direniş örgütünü biliyor. Çünkü bu, yakın tarihin olayıdır. Yoldaşlarımın kurduğu ve başında bulundukları Mukaveme Suriyyi saldırgan Türkiye’ye ve emri altındaki cihatçı faşist çetelere tarihi hezimetler yaşattı. Çakal Sedat Peker bunu videolarında itiraf etti; binlerce tır silah gönderdik, dedi. Ahmet Davutoğlu Meclis kürsüsünde defalarca “biz orada Mihrac Ural’ın liderliğindeki Acilcilerle savaşıyoruz” diye açıklamalarda bulundu. Ve bu savaş boyunca Suriye vatan savunması kapsamında Mukaveme Suriyyi’nin 115 şehidi ve 300’ü aşkın yaralısıyla Mukaveme Suriyyi, Türkiye’nin, Lazkiye kuzeyini ele geçirme planını ve hevesini boğazlarına tıkadı. Bu çatışmalarda Mihrac Ural ve oğlu da yaralandı. Mihrac Ural’ı öldürmek için MİT, milyonlarca dolar karşılığında defalarca suikastlar düzenletti. Bütün bunları takip ediyordu bizim sefil kahramanımız. Hasbelkader bu İslamcı faşist ve cihatçı terör çeteleri başarılı olsaydı, Sahil’deki (Lazkiye-Tartus bölgesindeki Alevilerin nasıl vahşi katliamlarla karşı karşıya kalacaklarını bilmeyecek kadar zır cahil bu herif. Hatta vahşet o bölgeyle de sınırlı kalmayacaktı. Lazkiye kuzeyinde Türkiye, denetimindeki caniler eliyle başarılı olsaydı ve Mukaveme Suriyyi eliyle yenilgiye uğratılmamış olsaydı, Sahil bölgesinde yapılacak katliamın bir benzerini Antakya’da da yapacaktı. Antakya’da IŞİD’e mal edilecek birkaç beldedeki vahşi katliamla güneydeki bütün Alevi halkının mallarını mülklerini terk edip göç ettirilmeleri hedeflenmişti. 2015’te Antakya’da biz bunu iliklerimize kadar hissettik. Bütün halkımız da bunu hissetti. Halk buna karşı önlem olarak ne bulduysa yoğun olarak silahlanmaya girişti. Biz devrimciler de bunu teşvik ettik. Ama Lazkiye’nin kuzeyinde Suriye ordusu ve Mukaveme Suriyyi güçlerinin sayesinde bu çeteler ezildi ve Türkiye’nin bu kanlı kıyım senaryosu ıskat edildi.
Suriye’de bu onurlu direniş devrimcilerin önderliğinde yürütülüyor iken biz Antakya’daki devrimciler ne yapıyorduk peki? Mukaveme Suriyyi’nin Suriye’de yaptığının silahsız ama etkin direniş mücadelesini Türkiye’de yürütüyorduk. Türkiye, o meşhur Deyrelzor katliamının hemen ardından bütün cihatçı terör örgütlerinin liderlerini Antalya’da topladı. Bunları birleştirip ortak bir komuta altında savaştırmak amacıyla yaptı bunu. Biz Antakya’daki devrimciler Suriye’den gelen bir otobüs dolusu sivil toplum temsilcileri ve Antakya’dan derneğimizin organizesiyle iki otobüs dolusu, toplamda üç otobüsle Antalya’ya, bu toplantıyı basmaya gittik. Tabii ki karşımıza devletin tomaları, akrepleri, robokop polisleri ve biber gazları çıktı. Ama Antalya’daki demokratik kitle örgütlerini dayanışmaya davet ederek o günün akşamında 700 kişiye ulaşıp bütün Türkiye basın organlarına ve Ortadoğu’daki kimi yayın organlarına yaptığımız açıklamalarla Suriye’ye yapılan bu saldırıların ve saldırılarda Türkiye devletinin rolünü teşhir ettik. Bu organizasyonun başında bizzat ben vardım. Ondan sonra Ankara’da her cuma günü Suriye konsolosluğu önünde cihatçılar gösteri yapıyorlardı. Yine biz Antakya’dan çıkıp Ankara’daki dost çevreyle birlikte bu cihatçıların gösterisine karşı gösteri yaptık ve hem bu cihatçılarla hem de devletin polis güçleriyle çatıştık. Antalya ve Ankara’nın yanı sıra Antakya’da defalarca kitlesel mitingler, basın açıklamaları yaptık. Bunların çoğunda devlet güçleriyle çatışmalar yaşadık. Bu çatışmaların birisinde eşim ve üç küçük kızımla birlikteydik. Onlar da polisin zulmünden o yaşta nasiplerini aldı. Antakya tarihinin en görkemli ve kalabalık mitingi 40 bin kişiyle bu zamanda yapıldı. Yazılarımızla, yayınlarımızla, bildirilerimizle yaşanan süreci ve bu süreçte Türkiye devletinin rolünü başarıyla teşhir ettik. Bütün bunların bedelini soruşturmalar, yargılamalar, zindana atılmalar ve bugüne kadar devam eden ardı arkası kesilmeyen yargılama davalarıyla ödedik, ödemeye devam ediyoruz.
Parti Kesmedi, Salağımız Alevi Devleti Kuruyor!
İşte bizim salak kahramanımız, Sol’un bu halka hiçbir fayda sağlamadığını, bilakis kırılmalarına sebep olduğunu o lağım ağzıyla hakaretler eşliğinde ileri sürüyor ve Alevilerin kurtuluşunun (sol elini kaldırıp!) sağda olduğunu savunuyor. Sonra koluna bakıp galiba yanlış yaptım, acaba sağ kolum öteki miydi, diyerek sağ kolunu kaldırıyor! Alevi halkımıza ırkçı, faşist ideolojiyi salık veriyor. Bu kadar cahil, bu kadar sığ ama bir o kadar küstah. Rastladığım videosunda Devlet aklıyla çalıştıklarını, kendisinde de büyük bir cevher olduğunu, Alevilerin devletini kurmaya çalıştıklarını, bu devletin bayrağını tasarladıklarını anlatıyor! Dedim ya, dernek kurmak bir yana, derneğe üye olmamış haliyle önce parti kuruyor, bu kesmeyince şimdi Alevi Devleti kuruyor! Lütfen ceketlerinizi ilikleyin hazretlerimizin karşısında. Kuracağı devletin başına geçtiğinde kafasına taç niyetine güzel bir huni hazırladım kendisine.
Bu herifi yazdıkça gülünç halleri bitmez ama bu kadarı yeter. Bir başka profile geçelim biraz. Çünkü size eğlenceli bir yazı vaat ettim. Ama yazı fazla uzadığı için şimdilik bununla sınırlı tutuyorum. Şu hasta halimle bugün kendimi yormayayım. Geçenlerde bir günde 5 makale yazdım, akşam bunun ceremesini çektim. Bir başka fırıldağı, Sol’a hakaretler yağdıran ama kendisi “eskimiş bir solcu” olan bir başka şaklabanı bir sonraki yazıda anlatmaya ve beraberce eğlenmeye devam edeceğiz. Muhtemelen yarın. Takip edin.
***
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
