Atak Menü

DEVRİMCİLİKTEN SİSTEM İÇİ MUHALEFETE: BİR CÜMLENİN YARATTIĞI HAYATİ DÖNÜŞÜM (Muhammed Aybars Akdoğan)

DEVRİMCİLİKTEN SİSTEM İÇİ MUHALEFETE: BİR CÜMLENİN YAR…
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
14 Haziran 2026, 11:47 | Yazar: Muhammed Aybars Akdoğan | Kategori: Ülke
DEVRİMCİLİKTEN SİSTEM İÇİ MUHALEFETE: BİR CÜMLENİN YARATTIĞI HAYATİ DÖNÜŞÜM (Muhammed Aybars Akdoğan)

 

24-25 Mayıs 2025 tarihlerinde; Prof. Dr. Ahmet Saltık, Prof. Dr. Barış Doster, gazeteci-yazar Barış Terkoğlu, TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller ve Prof. Dr. Oğuz Oyan gibi isimlerin de katkılarıyla toplanan 1. Cumhuriyetçiler Kurultayı’na davet üzerine katılmıştım. 1. Kurultay’da söz alarak Kurultay’ın, tarihsel sorumluluğuna yakışır, tutarlı bir siyasi çizgiye oturması adına şu önerilerde bulunmuştum:

 

“Bugün cumhuriyetçiler, 16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen mühürsüz halk oylamasıyla yürürlüğe sokulan anayasanın ve bu anayasaya dayanan iktidarın gayrimeşru olduğu konusunda hemfikirdir. Bu nedenle yapmamız gereken anayasanın, iktidarın ve Yüksek Seçim Kurulu’nun gayrimeşru olduğunu açıkça ortaya koyarak gayrimeşru düzene karşı direnme hakkımızı kullanmaktır.

 

(…) Önümüze er ya da geç bir sandık koyulacak. O gün geldiğinde cumhuriyetçiler, bu iktidarı ve anayasayı meşru kabul ederek ‘cici’ demokrasinin sandığına mı gidecekler?


Yoksa, gayrimeşru iktidara sözde meşruiyet kazandıran, rıza üreten seçimleri boykot mu edecekler?

 

Seçime hazırlanmak ya da hazırlanan bir siyasi partiyi veya adayı desteklemek bizim için artık bir seçenek değildir. Bu düzenin oyununa katılmak, onun meşruiyetini zımnen kabul etmek demektir. Bu nedenle, kapsamlı ve örgütlü bir seçim boykotu, halk hareketinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bu bir strateji önerisinden öte, içinde bulunduğumuz şartların dayattığı bir sorumluluktur. Bizler, bu düzene sözde meşruiyet kazandıracak hiçbir tavrın parçası olamayız.

 

İsterlerse 600 milletvekiliyle Meclis’e otursunlar. Bu iktidarın, yapacakları yasaların, anayasalarının, seçimlerinin hiçbir meşruiyeti yoktur.

 

Bugün egemenliğimiz gasp edilmiş durumdadır.

 

Cumhuriyetçiler Kurultayı ile kurmayı hedeflediğimiz yapı, direnme hakkını kullanarak tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden kurması için halka öncülük edecek bir *kurucu meclis* niteliğinde olmalıdır.

 

Bu meclis, halkın farklı kesimlerinin katılımıyla oluşan, demokratik, katılımcı bir meclis olmalıdır.”

 

7 Haziran 2026’da toplanan ve katkı sunma imkanından yoksun bırakıldığım 2. Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın sonuç bildirgesi, yukarıda ortaya koyduğum tarihsel ve siyasal tutarlılıktan oldukça uzak bir noktaya savrulmuştur.

 

Bildirgede şu tespite yer verilmiştir:

 

“Siyasi iktidarın seçme ve seçilme hakkına yönelik saldırıları, her tür seçimin ve siyasal partilerin işlevsizleştirilmesi biçimini almıştır.”

 

Bu doğru tespitin ardından, 1. Kurultay’daki uyarılarıma da paralel olarak şu iradenin sergilenmesi beklenirdi:

 

“Her türlü seçimin ve siyasal partilerin işlevsizleştirildiği şartlar altında Cumhuriyetçilerin Birliği, seçim boykotu başta olmak üzere siyasete kökten müdahalelerde bulunarak ve cumhuriyetçiliği güçlü, bağımsız bir seçenek olarak örgütleyerek inşa edilebilir.”

 

Ancak bildirge, “her tür seçimin işlevsizleştirildiğini” doğru olarak tespit etmesine rağmen; çözüm olarak yine sistemin sınırları içine çekilmiş ve “Cumhurbaşkanı adayı belirleme komisyonu” kurma kararı almıştır:

 

“Cumhuriyetçilerin Birliği, Cumhurbaşkanlığı seçimi de dâhil olmak üzere siyasete müdahalelerde bulunarak ve cumhuriyetçiliği güçlü bir seçenek olarak örgütleyerek inşa edilebilir. Bu doğrultuda Kurultayımızın kurulları, Cumhuriyetçilerin Cumhurbaşkanı adayını belirleme hedefiyle çalışacak yetkin bir komisyon oluşturacaklardır.”

 

Açıkça ifade etmek gerekir ki; işlevsiz olduğu kabul edilen bir seçimde aday çıkarma arayışı, gayrimeşru düzene can suyu vermekten başka bir işe yaramayacaktır. Cumhuriyetçiler Kurultayı, halkımızın temel ihtiyacı olan devrimci enerjiyi, gayrimeşru düzene sözde meşruiyet sağlayan ‘seçimcilik’ oyununa feda ederek sistem içi muhalefet saflarında konumlanmıştır. Bu kararla Kurultay, halkımız için gerçek bir seçenek ve umut olma şansını —şu an için— kaybetmiştir.

 

Kamuoyunun bilgi ve takdirine sunarım.

 

Saygılarımla.

 

Not: 1. Cumhuriyetçiler Kurultayı’nda bugünü öngörerek yaptığım ve aradan geçen zamana rağmen güncelliğini koruyan konuşmanın kaydını da paylaşıyorum:

https://youtu.be/KM8jjlUh5Hc?si=_sW68fegQZvN-Xy3

 

***

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

 

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!