Atak Logo

Atak Menü

DEVRİMCİ ÖNCÜLERİ BEKLEYEN GÖREV(LER) (Fikri Günay)

13 Şubat 2026, 22:26 | Yazar: Fikri Günay | Kategori: Ülke
DEVRİMCİ ÖNCÜLERİ BEKLEYEN GÖREV(LER) (Fikri Günay)

 

Kapitalist sistemin yaşı, taş çatlasa en fazla 500 yıldır. Bilinen tüm sistemleri yaşayan canlıların — hayvan ve bitkilerin — temsilcileri olan günümüz canlıları, Darwin’in evrim kuramına göre değişme ve gelişmeyi yaşamış; ancak kapitalizm öncesi sistemleri — neolitik dönem, köleci dönem ve feodalizmi — deneyimlememiştir.

 

Anlatmaya çalışacağım konu, tüm canlıların evrimi değildir. Sadece insan denen canlının bugünkü konumuna nasıl geldiğidir. Kaldı ki bunu da ayrıntılı olarak bilmemiz olası değildir.

 

Doğanın nasıl oluştuğu hâlâ tartışılıyor olsa da insanın, düşünme yetisine sahip bir canlı olduğu kabul edilmektedir. Ne var ki varlığı bilinen dünya, henüz keşfedilmemiş uzayın içinde yalnızca bir gezegendir.

 

İşte, diğer canlılardan farklı olarak insan, doğayı kendi yaşam gereksinimleri doğrultusunda yeniden biçimlendirmiş; bir de toplumsal doğa yaratmıştır. Başta akıl olmak üzere buna bağlı farklı yetenekler (hafıza, biriktirme vb.) sayesinde, diğer canlılar içinde en zayıf olan insan, günümüzde en güçlü canlı hâline gelmiştir.

 

Bu özelliklerinden dolayı insan, kapitalist sistem dâhil tüm yaşam biçimlerine ve dolayısıyla doğaya müdahale gücüne sahip toplumsal bir güç oluşturmuştur. Sanki ilk insandan beri söylenmişçesine: “Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz.”

 

Bir yönüyle daha; “İnsan ancak insanlarla insandır.” tanımı da kanımca yanlış olmayacaktır.

 

Bu uzun sayılmayacak girişten sonra irdelemeyi düşündüğüm konuya başlayabilirim.

 

Şu gerçek artık bilinmektedir: İçinde bulunduğumuz kapitalist-emperyalist sistem, bütün ülkelerdeki sistem krizleri nedeniyle gerçekten de son “yüz yılına girmiş” gibidir. “Gibi” diyorum; ancak bunun bir gerçek olduğu da yadsınamaz.

 

Şöyle ki; son evresine neoliberalizm dediğimiz kapitalizmde, kendinden önceki sistemlerde ve “sosyalizm” döneminde de her türlü sömürü ve baskı vardı; fakat hiçbiri dünyayı yaşanamaz hâle getirmiyordu ya da getiremiyordu.

 

Bana göre bunun birinci nedeni şudur: Kapitalizmden önceki sistemlerde ve yaklaşık 70 yıl boyunca sıcak ve soğuk savaşlarla birlikte yaşamak zorunda kaldığı “sosyalizm” döneminde, diyalektiğin “zıtların birliği” yasası gereği, eski sistem kendi içinde kendini yok edecek olan sistemin oluşumunu engelleyememiştir. Yani neolitik sistemden köleciliğe, kölecilikten feodalizme, feodalizmden ise kendisine; önce rekabetçi kapitalizme, ardından emperyalizm aşamasına; sanayi sermayesi ile banka sermayesinin (finans kapitalin) birleşmesiyle de bugünkü tanımıyla neoliberalizm evresine gelinmiş; böylece doğaya ve doğadaki tüm canlılara kötülük üreten son canavar/Leviathan hâline dönüşülmüştür.

 

Bu canavar da diyalektik yasalardan kaçamayarak, kendini yok edecek sistemin temel taşı olan mülksüzleri — yani işsizler ordusunu — fazlasıyla (zorunlu olarak) meydana getirdiği hâlde, ortadan kaldırılamamaktadır.

 

Neden?

 

Bana göre günümüzün temel sorunu budur.

 

Kapitalizm, son silahı olan ulus-devlet mekaniğini oluşturup; bitmez seçim dalavereleriyle ve sıkıştığında her türden militarist gücünü kullanarak; “demokrasi” havarisi kesilip, zorunlu olarak meydana getirdiği yoksul kitlelere sürgünler ve katliamlar uygulayarak egemenliğini sürdürmüştür.

 

Yüzyıllar boyunca monarşiler, krallıklar, çarlıklar, padişahlıklar ve cumhuriyetler (halk idaresi) aracılığıyla yönetimde bulunan egemenler, bugün Donald Trump gibi figürlerin eline düşmüş durumdadır.

 

Bugünlerde gündeme sokulan çocuk tecavüzcülüğü iddialarıyla birbirini teşhir eden kapitalist sistemin pislikleri göstermektedir ki, ülkelere göre farklılıklar gösterse de hepsinin özü toplumsal ahlaksızlıktır.

 

Yirmi üç yıldır iktidarda olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti yöneticilerinin bu kadar uzun süre iktidarda kalmaları olası olur muydu?

 

Dünya gündemine oturan “Epstein Adası ve Bebek Oteli” vakası ile siyasi bir ahlaksızlık olarak değerlendirilen Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanması arasında öz bakımından fark var mıdır?

 

İşte bana göre son evresine girmiş olan kapitalist-emperyalist sistem, ulus-devlet olarak yapılandığı örgütlenmesiyle, kendi bünyesinden çıkan işsizlere ve ittifak hâlindeki halklara örgütlenme fırsatı vermemek için her türden ahlaksızlığı yapacağını göstermiştir. Bu nedenle demokrasi (devrim) güçlerine; en uzun yaşam sistemine ve birikime sahip olmayan, yani klan mülkiyetinden başka mülkiyetin bulunmadığı; kadın emeğinin güçlü olduğu ilkel komünleri, bu çağda, ilk örgütlü mücadele adımından itibaren ikame etmekten başka çare kalmamıştır.

 

Hâlâ hayal edilen, üzerinde “Herkes emeğine ve yeteneğine göre üreten, ihtiyacı kadar tüketen” yazılı bayrak, devrimci öncülerini beklemektedir.

 

O hâlde, devrimci öncüler görev başına!

 

______________________________________________________________________________

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!