Atak Menü

CHP HAKKINDA “MUTLAK BUTLAN” KARARI (Mehmet Güzel)

CHP HAKKINDA “MUTLAK BUTLAN” KARARI (Mehmet Güzel)
Hazır
⚠️ Tarayıcınız sesli okumayı desteklemiyor
1.0x
22 Mayıs 2026, 09:32 | Yazar: Mehmet Güzel | Kategori: Ülke
CHP HAKKINDA “MUTLAK BUTLAN” KARARI (Mehmet Güzel)

 

Dün (21 Mayıs 2026) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından CHP Kongresi ve yönetimi hakkında “mutlak butlan” kararı ve tedbiren mevcut yönetimin geçersiz kılınarak eski yönetimin yetkili kılınması kararı alınmış durumdadır. Haliyle bu karar ve atılan bu adım doğal olarak ülkenin siyasal gündemini deprem gibi sarsmış durumdadır. 

 

“Mutlak Butlan” kararı, mevcut siyasal İslamcı faşist iktidarın demokrasi güçlerine karşı kesintisiz olarak sürdürdüğü hoyratça saldırılarının bir devamı ve bu saldırıların bir üst boyuta taşınması anlamına gelmektedir. 

 

2024 seçim sonuçlarında bütün meşruiyetini, kitle desteğini, hukuksal zeminini yitirmiş olan AKP iktidarı yıkılmanın eşiğine gelmiş durumdaydı. Siyasal yaşamının uçurum kenarına gelmişti. Mevcut “demokrasi güçleri” bütünlüğünün bozulmaması koşulu ve kitlesel güçlerin baskısı aktif olarak devreye sokulması halinde uçurumun kenarında olan bu iktidarın alaşağı edilmesi işten bile değildi. 

 

Tam da bu kritik dönüm noktasında mevcut siyasal İslamcı faşist iktidara Kürt hareketinin kurtarıcı eli uzandı. Demokrasi güçleri safındaki en güçlü, en örgütlü ve en kitlesel potansiyel gücü, “demokrasi güçleri” safından “süreç” adı altındaki melanet projesi marifetiyle koparılarak iktidarın arkasına yedeklenmiş oldu. Kürt hareketinin potansiyel gücünü pasifize ederek arkasına alan iktidar bunun rahatlığı ile karşısındaki bütün muhalif güç ve engelleri tek tek tasfiye etmeye başladı. İktidarın bütün olanaklarını hukuksuz, adaletsiz ve hoyratça yöntemlerle muhalefeti etkisiz kılma yönünde seferber ederek faşist saldırılarını pervasız şekilde en üst düzeye taşımış oldu. 

 

Kürt hareketinin potansiyel gücünü pasifize ederek arkasına almış olmasa bu siyasal iktidar ne bu saldırıları yapabilirdi ne de bugüne kadar iktidarda kalabilirdi. Dolayısıyla bu siyasal İslamcı faşist iktidarın her türden muhalefete yaptığı büyük veya küçük bütün saldırıların en büyük günah ortağı Kürt hareketinin iktidara destek veren politikasıdır. “Devletle bütünleşme” hedefi alenen savunulan bu politik strateji faşizme hizmet eden bir stratejidir. Bu bakımdan, bu anti demokratik/faşist saldırılar karşısında Kürt hareketinin siyasal temsilcilerinin yaptığı “demokratik tutum” görünümündeki kuru açıklamaları samimiyetten son derece uzak ve kitleleri aldatmaya yönelik olmaktan başka bir amaç taşımamaktadır. Samimiyet aranacaksa Kürt hareketinin bu iktidara destek sunan stratejik tavrını hemen bugün değiştirmesi ve bu saldırılar karşısında bütün kitlesel gücünü ve potansiyelini aktif olarak muhalefet saflarında harekete geçirmesi gerekmektedir. Hedef, hiçbir meşruiyeti kalmamış ve siyasal zor ve zorbalıkla iktidarı gasp etmiş olan mevcut iktidarın yıkılması olmalıdır. Ama Kürt hareketi egemenleri girmiş oldukları “süreç” gereği artık isteseler de bunu yapamayacakları bir çıkmaz yola gönüllü olarak girmiş durumdadırlar. Sözün özü; dünün demokrasi mücadelesinin en büyük ve organize gücü olan Kürt hareketinin şimdiki politikası, iktidarın bütün günahlarının ortağı durumundadır. İktidarı uçurumun kenarından çekip kurtaran, ona can suyu olan ve faşist saldırılara nesnel olarak destek sunan bir konuma gelmiş durumdadır. Bu realiteyi görmemek için çok özel bir çaba göstermek gerekir. 

 

“Ama CHP şöyle burjuva partisidir”, “ama burjuva muhalefetin AKP’den ne farkı var” diye zorlama gerekçelendirmeler ile bu saldırılara sessiz kalmak, alttan alta sevinmek, hatta utanmazca “oh olsun, iyi oldu” tarzındaki tavırlar, ahlaksızca iktidarın faşist saldırılarına destek olmak anlamına gelmektedir. 

 

Devrimcilerin ahlaki ve politik tutumu, mevcut iktidarın muhalif bütün güçlere yaptığı saldırılara karşı kendi devrimci hedef ve rengini koruyarak ve hiçbir burjuva gücün kuyrukçusu olmama hassasiyetini koruyarak faşist saldırılara karşı aktif olarak durmaktır. Bu vesile ile siyasal iktidara karşı devrimci mücadeleyi örgütlemek ve her ne oranda olursa olsun ülkemizi bu orta çağ karanlığına sürüklenmekten kurtarmaya yönelik olmalıdır. Mevcut sistemden zarar gören her güç ve toplumsal kesim ile yan yana gelerek mücadeleyi yükseltmek günüdür. 

 

***

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!