ÇAĞDAŞ LİDER ŞEYH GAZAL GAZAL AÇIKLIYOR (Mihrac Ural)
Beş günlük genel grevin ardından Şeyh Gazal Gazal’ın yaptığı açıklama, alışıldık yuvarlak cümlelerden ve kaçamak siyasal söylemlerden tamamen uzaktır. Bu açıklama, açıkça rahatsız edicidir; çünkü yerleşik yalanları bozar, kavramları yerli yerine oturtur ve kimi çevrelerin duymak istemediği kırmızı çizgileri kalın bir biçimde çizer.
Şeyh Gazal Gazal’ın en net ve tartışmasız cümlesi şudur: “Biz tebaa değiliz.” Bu ifade, mevcut yönetim anlayışına yöneltilmiş doğrudan bir reddiyedir. Hakların bir “lütuf”, bir “iyilik” ya da bir “armağan” gibi sunulmasına karşı açık bir itirazdır. Hak, kimsenin cebinden çıkarıp verdiği bir sadaka değildir. Hak, hukuka dayanır ve halklara aittir. Bu kadar basit, bu kadar nettir.
Federasyon talebini hâlâ “bölücülük” etiketiyle karalamaya çalışanlara da Şeyh’in cevabı son derece açıktır. Federasyon, hayali bir tehdit değil; dünyanın en gelişmiş ve en güçlü devletlerinin benimsediği bir yönetim modelidir. Amerika Birleşik Devletleri’nden Birleşik Arap Emirlikleri’ne kadar pek çok örnek ortadayken, bu modeli sahte iddialarla şeytanlaştırmak ya bilinçli bir çarpıtmadır ya da düpedüz cehalettir. Üstelik federasyon, sanılanın aksine, ülkeleri zayıflatmaz; doğru uygulandığında sınırları ve toplumsal birliği daha sağlam hâle getirir.
Şeyh Gazal Gazal, Colani teröristine karşı tutumunu da hiçbir muğlaklığa yer bırakmadan ortaya koymaktadır. Ne yarım ağız konuşmakta ne de gri alanlar bırakmaktadır. Tutum nettir, tavır kesindir. Aynı netlik, halkların nasıl yönetilmesi gerektiği konusundaki yaklaşımında da kendini göstermektedir. Halklar zorla, baskıyla, kör itaate dayalı anlayışlarla yönetilemez. Tarih bunun bedelini defalarca kanla ödetmiştir. Halklar ancak hukukla ve kendi kaderini tayin etme hakkının eksiksiz tanınmasıyla yönetilir.
Anayasa tartışmasına gelince… Şeyh Gazal Gazal’ın işaret ettiği anayasa, vitrin süsü bir metin değildir. Hakları bölüp budayan, içini boşaltan, iktidarın ihtiyaçlarına göre eğilip bükülen bir metni reddetmektedir. Onun savunduğu anayasa; gerçek anlamda demokratik, uzlaşmaya dayalı, çoğulcu ve siyasi olarak adem-i merkeziyetçi olmak zorundadır. Aksi hâlde anayasa değil, yalnızca baskının hukuk kılıfı olur.
Şeyh Gazal Gazal’ı farklı kılan bir başka unsur da dini siyasetin arka bahçesi hâline getirmemekteki ısrarıdır. Alışılmış İslami şeyh profillerinin aksine, konuşmalarında “şeriat” çağrıları yoktur. Çünkü onun referansı Aleviliktir; yani din ile devleti kesin biçimde ayıran, inancı bireyin vicdanına bırakan, laik ve çoğulcu bir inanç anlayışıdır. Dini, Tanrı ile kul arasında bir mesele olarak gören bu yaklaşım, onu çağdaş kılan temel unsurdur.
Sonuç olarak Şeyh Gazal Gazal’ın açıklaması, mevcut fiilî yönetime yöneltilmiş sıradan bir eleştiri değildir. Bu açıklama, bir zihniyetle hesaplaşmadır. Federasyonu bir tehdit olarak değil, barışın, istikrarın, refahın ve birlikte yaşamanın yolu olarak tanımlayan bu yaklaşım, rahatsız edici olduğu kadar öğreticidir. Rahatsız edicidir; çünkü alışılmış itaat dilini reddeder. Öğreticidir; çünkü gerçeği süslemeden söyler.
Şimdi yayımladığı çağrıyı okuyalım:

“Suriye ve diasporadaki Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazal Gazal:
Fiilî yönetimin çocuklarımıza sunacağı hiçbir şey bize bir lütuf ya da iyilik değildir; çünkü haklar bağış olarak verilmez. Biz tebaa değiliz.
Bu yönetim, en basit görevlerini yerine getirmekte bile ağır bir şekilde başarısız olmuştur.
Çare ancak federasyonla mümkündür; siyasi merkeziyetçilikle değil.
Bu yönetim temelsiz gerekçeler ileri sürmüş, sahte hayaller yaymıştır. Burada hiçbir kuşkuya yer bırakmadan açıkça söylüyoruz ki bu iddia apaçık bir yalandır. Zira Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi dünyanın en güçlü devletleri federal sistem üzerine kurulmuştur.
Federalizm; siyasallaştırıldığı gibi gerginliği, bölünmeyi ve iç savaşı körüklemek için değil; barışın, istikrarın, refahın, diyalog ve karşılıklı anlayışın yoludur.
Tarihin de kanıtladığı üzere, halkların zorla ve baskıyla, körü körüne itaate dayalı bir anlayışla, sürü gibi yönetilmesini kesin biçimde reddettiğimizi ilan ediyoruz; halklar hukukla ve kendi kaderini tayin etme hakkının tam olarak tanınmasıyla yönetilir.
Hakları eksiksiz biçimde güvence altına alan, onları bölmeyen ve içini boşaltmayan; gerçek anlamda demokratik, uzlaşmaya dayalı ve siyasi olarak adem-i merkeziyetçi bir anayasa istiyoruz.”
_______________________________________________________________________________
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşünü yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
