Atak Logo

Atak Menü

“BİZİM PAYIMIZ KİMDE?”   (Mihrac Ural )

26 Aralık 2025, 23:41 | Yazar: Mihrac Ural | Kategori: Ortadoğu
“BİZİM PAYIMIZ KİMDE?”   (Mihrac Ural )

 

Aleviler haykırıyor: “Bizim payımız kimde?”


Bu makaleyi kaleme aldığım sırada Humus kenti Vadi el-Dahab Mahallesi’nde, Şair el-Hudari bölgesinde bulunan İmam Ali bin Ebu Talip Camii’nde Cuma namazını kılmakta olan Alevi yurttaşların üzerine bomba patlatıldı. Saldırıda 12 kişi yaşamını yitirdi, 31 kişi yaralandı. Aynı saatlerde Humus banliyölerinde iki kişinin daha katledildiği bilgisi paylaşıldı.

 

Bu acımasız terör eylemleri doğrudan Colani şebekesinin saldırıları olarak kayda geçti. Yakın zamanda uluslararası kuruluşlara çağrı yapan, yardım isteyen Alevi önderi Şeyh Gazel Gazel’in uyarılarını bir kez daha hatırlatıyoruz. “Son kez uyarıyorum” sözleriyle yapılan bu çağrının ne denli haklı olduğu bir kez daha görülmüştür. Bu katliamları, yol açtıkları cehennem kapılarıyla birlikte lanetliyor; yaşamını yitirenlere baş sağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.

 

suriye-cami-24273104158034017456655991

 

Şimdi Alevilerin sorduğu soruyu bir kez daha yineliyorum: “Bizim payımız kimde?”


Bu soruyu, ağır bedeller ödeyen ve kuşatma altında tutulan Rojava yöneticilerine soruyorum. Şam yönetimi ise aşağılık bir terör yapılanmasıdır; onlara soru sormak bile abestir. Ülkeyi ele geçirdikleri andan itibaren hiçbir mülkiyet hakkı tanımadan talan etmişlerdir. Evler, işyerleri ve yaşamın her alanı yağmaya çevrilmiştir.

 

Bu soygunları da din kisvesi altında, “savaş ganimeti” diyerek meşrulaştırmaya çalıştılar. Oysa el koydukları her şeyin bir sahibi vardı; özel mülktü ve savaşa katılmamış insanların emeğinin birikimiydi. Buna rağmen çaldılar, gasp ettiler ve ayetler ile hadisler üzerinden bu suçu örtmeye çalıştılar. Dolayısıyla onlara “payımız nerede” diye sormuyorum.

 

Benim sorum Rojavalılaradır. Aradığım şey, payımızın dürüstçe belirlenmesi ve koşullar elverdiğinde bizlere iade edilmesidir.

 

Peki payımız nedir?


Payımız; Suriye topraklarında üretilen ve hiçbir topluluğa tek başına ait olmayan yer altı ve yer üstü zenginliklerdir. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz: petrol, doğal gaz, fosfat, demir cevheri, silikon; buğday, arpa, pamuk, zeytin ve zeytinyağı; Fırat ve Asi nehirleri başta olmak üzere su kaynakları; hayvancılık, tarihsel ve kültürel miras.

 

Bu zenginliklerin büyük bölümü Rojava’da bulunmaktadır. Şimdi Şam ile yürütülen anlaşma süreçleri gündemdedir. Ancak bu terör şebekesiyle yapılacak her anlaşmanın gasp ve talan anlamına geleceğini ve sizleri de bu talana ortak kılacağını biliyoruz. Haklarınızı almak için mücadele ettiğinizi biliyor; elinizde bulunan yer altı ve yer üstü zenginliklerin bu çetelere teslim edilmemesi için sesleniyoruz.

 

Bizim payımızın varlığı açıktır. Bu payın terör şebekelerine verilmesini istemiyoruz. Payımız sizin elinizde kalsın; çünkü kendi payımızın güvencesi sizsiniz. Aksi halde, bizleri katledenlere daha fazla güç vermiş olursunuz. Her gün bizi öldüren bu eli kanlı yapılara ülkenin zenginliklerini teslim etmeyin diye haykırıyoruz.

 

Payımız ne kadar?


Bu miktarı burada hesaplamaya gerek yoktur. Ülke genelinde elde edilecek gelirden, nüfus bakımından ikinci büyük topluluk olan Alevilerin payı ne ise odur. Bu payın oranı tartışma konusu değildir; ister beşte bir, ister onda bir olsun. Asıl mesele bu payın güvence altında tutulmasıdır. Size güveniyoruz; mücadelenize inanıyoruz. Adil davranacağınıza ve koşullar oluştuğunda bu payı teslim edeceğinize inanıyoruz.

 

Aleviler, Dürziler ve Kürtler paylarını nasıl alacak?


Bunun yolu, eşit taraflar olarak ortak bir masada buluşmaktan geçer. Mazlum Abdi’nin son röportajında açıkça ifade ettiği gibi, “Aleviler ve Dürziler Şam toplantılarında yer almalıdır.” Çünkü bugün ülkede gerçek anlamda bir devlet yoktur; her şey başıboş ilerlemektedir.

 

Zalimler, hırsız malını paylaşır gibi baskı kurmakta ve zulme ortaklık istemektedir. Bu nedenle hiçbir topluluğun hakkı başkaları tarafından gasp edilmemelidir. Bu çeteler, Sünni mezhebin yüzde ikisini bile temsil etmemektedir. Ilımlı Sünnilerin, Maturidilerin, Eşarilerin ve Sufi geleneklerin de hakları vardır. Bu haklar güvenilir ellerde kalmalıdır. Zorla dayatılan toplantılardan hak ve adalet çıkmaz.

 

Biz, hakkımız ne ise onu istiyoruz ve bu hakkın Rojava yönetiminin güvencesinde kalmasını talep ediyoruz.

 

Değerli arkadaşlar; yaptığınız toplantılarda ve paylaşımlarda bu aşağılık çetelere ait hiçbir şey yoktur. Zenginliklerin paylaşımı adil ve hakça olmalıdır. Ülkenin dört bir yanından elde edilen gelirler eşit biçimde pay edilmelidir. Bu çağrımızı bizim adımıza her yere iletebilirsiniz.

 

Dürzi kardeşlerimizin de hakları olduğunu biliyor, bu hakların paylaşımında onların da söz sahibi olması gerektiğini vurguluyoruz. Hak dağılımı adil olmadıkça haksızlık hüküm sürer ve buna hiçbir halk razı olmaz. Büyük devletler kısa vadeli sonuçlar bekleyebilir; ancak asla haklı bir sonuç elde edemezler.

 

Buradan bir kez daha soruyoruz:
Bizim payımız nerede?
Payımıza düşen kısmın Rojava yöneticilerinin güvencesinde kalmasını talep ediyoruz.

 

_______________________________________________________________________________

 

Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.

 

Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!