BİR ÇOCUĞUN GÖZYAŞLARI (Fatma Pesent)
“ABD emperyalistleri 11 Eylül 2001 eyleminin üzerinden daha bir ay bile geçmeden, 7 Ekim 2001’de bu eylemi gerçekleştiren Usame bin Ladin’i ve onun yönettiği El Kaide örgütünü barındırdığı gerekçesiyle Afganistan’a karşı saldırıya geçtiler. AB emperyalistleri başta gelmek üzere hemen hemen tüm emperyalist devletlerin yanı sıra Türk gericiliğinin (Ecevit’in Başbakan olduğu koalisyon hükümeti) de utanç verici bir teslimiyet ve dalkavukluk ruh hali içinde desteklediği bu saldırı, uluslararası burjuva hukukuna olduğu kadar, ulusların kendi yazgılarını belirleme hakkını -en azından kâğıt üzerinde -kabul eden BM’nin temel yasasına da aykırıydı.” (Alıntı)
Ecevit’ in “Terörden biz çok çektik, teröre karşı mücadeleyi en iyi biz biliriz. Bizi de yanınıza alın türünden demeçlerini defalarca dinliyorduk.
Çeşitli kaynaklar, bu savaşta Taliban kuvvetlerinin çok önemli kayıplar vermeksizin geri çekildiklerini, ancak ABD bombardımanları sonucunda en az 5000 dolayında Afgan emekçisinin öldüğünü söylüyordu.
ABD emperyalizmi ülke yönetimini Taliban’a devrederek Afganistan’dan 31 Ağustos 2021 tarihinde çekildi. Çekilirken kendileriyle iş birliği yapan yerel unsurlar kalkış halindeki ABD uçaklarının kanatlarına tırmanıp kaçmaya çalıştılar. Ama o uçaklar havalanırken tırmananları ezip geçti. Bu görüntü çok tanıdıktı. ABD askerleri Vietnam’dan kaçarken de arkalarına bakmamış, kendi yaralı askerlerini uçaklardan denize atmışlardı.
ABD emperyalizmi 20 yıl süren Afganistan işgali boyunca ne kadar insan katletti, ne kadarını yaralayıp kolsuz, bacaksız bıraktı. Ne kadar yıkım yarattı, bunu bilebilecek durumda değilim. TV ekranlarından düğünleri, cenaze törenlerini, pazar yerlerini sıklıkla bombaladıklarını bazı BBC muhabirlerinin kaydettikleri kırıntı düzeyinde de olsa görüntüler sayesinde öğrenebiliyorduk. Nerede bir insan kalabalığı görse ABD, işgal karşıtı protestolardır korkusuyla oraları vahşice bombalıyordu. Bu, işgal gücünün suçluluk telaşıydı.
Saldırıların zirvede olduğu aylarda yine bir ABD bombardımanının görüntüsü dünya televizyonlarına yansımıştı. Kerpiç ve toprak evlerden oluşan bir köyün meydanındaki düğünde toplanan kitlenin üzerine bomba yağdırılmış, hepsi öldürülmüştü. TV ekranındaki görüntüde katliamdan sağ kurtulan 8-10 yaşlarında bir çocuğun yüz ifadesi belleğime çakılan bir çivi oldu. Çocuğun bütün ailesi, yakınları öldürülmüş, yıkılan kerpiç evin enkazının önünde tek başına kalmıştı. Sessizce ağlıyordu. Buna ağlamak demek hafif kalır. Gözlerinden akan yaşlar, iri yağmur taneleri gibi peş peşe diziliyordu. Son yıllarda dünya çocuklarının gözyaşlarına aşinayız; Filistin, Irak, Lübnan ve Suriye ‘de. Ama yaşamım boyunca böyle irilikte gözyaşı akıtan bir çocuğu ilk kez gördüm. Ağlarken gözlerinden akan yaşlar bu kadar mı büyük olur? Gözleri yağmur yağdırıyordu. Bütün acısı, üzüntüsü, çaresizliği gözlerine hükmetmişti. İşgal ve savaş koşulları çocukları erken büyütüyordu. Onlar çocukluklarını yaşayamadan, işgal altında büyüyorlardı. Bu çocuk katmerli acısına rağmen ne kadar da ağırbaşlı, olgun ve sakin duruyordu. Bu görüntü insanı insanlığından utandırıyordu.
ABD işgal kuvvetleri Afganistan’da binlerce belki de milyonlarca dolar değerinde bombalarla topraktan yapılmış derme çatma evleri vahşice bombalıyordu. Ama dünya sessizdi. Afganlı çocuğun gözyaşları dünya insanlığının yüzüne atılan güçlü bir tokattı. Ama bu tokadın şiddetini dünya halklarının büyük çoğunluğu, hissetmedi, duymadı. “ABD terör saldırılarına karşı kendini savunmalı”ymış. Emperyalist medya dünya halklarını bu gerekçeyle uyutuyordu. Bu söylem ne kadar da tanıdık. 7 Ekim 2023’te HAMAS İsrail içlerine sızıp eylem yaptığında İsrail Gazze halkını tüm şiddetiyle bombalamaya başladı ve hala bombalıyor. ABD, AB emperyalist devletleri yine koro halinde “İsrail’in kendini savunma hakkı var” diye Soykırımcı İsrail’in arkasında dizildiler. Oysa öldürülenler kadın, çocuk, yaşlı, hasta, savunmasız ve korumasız Gazze halkıydı.
Coğrafyanın kader olduğu söylenir. Bu gerçeği Ortadoğu ülkelerinde son yıllarda daha fazla gördük, görüyoruz.
Bulunduğum şehirde yıllar önce bir okulun ön cephesinde asılı bir afiş görmüştüm. O afişte birçok göçmen ailenin çocukları gibi Afganlı bir çocuğun gülen fotoğrafı vardı. Ağız dolusu gülüyordu. Rahat, huzurlu ve özgürce gülüşüne hayran olmamak mümkün değildi. O fotoğrafı çekmeyi akıl edememiştim. Hafızamda her iki çocuğun görünümü iz bırakmıştı. Afganistan’da ağlayan ve Avrupa’da gülen iki Afganlı çocuk iki ayrı kıta ve coğrafyanın resmini yüzlerinde yansıtıyorlardı. Afganistan’daki çocuğun payına bombaların öldürdüğü ailesine ağlamak düşüyordu. O çocukların bildiği tek oyun kendi aralarında oynadıkları savaş oyunlarıydı. Çizdikleri resimler, uçan kelebeklerin, kuşların, uçurtmaların değil, bomba atan uçakların resimleriydi. Avrupa’daki Afganlı çocuk ise çocukluğunu yaşıyordu.
O iri damlalarla gözyaşı döken Afganistan’daki çocuğun gözyaşları dünya insanlığının suratına atılan güçlü bir tokat gibiydi. Ama bu çocukların yürekleri kanatan gözyaşlarını dünya halklarının büyük çoğunluğu, görmedi, duymadı, hissetmedi. Afganistan gözlerden çok uzaktı.
Bugün 31 Ağustos 2026.
ABD emperyalizminin Afganistan ‘dan çekildiğinin 5. Yıl dönümü. Çekilmeden önce Taliban örgütüyle anlaşarak İslami gerici bir rejimin kurulmasına yol verdi. Şeriat hükümlü yönetim altında kız çocuklarının okula gitmesi yasak. Kadınlar burka denen dünyaya kapalı bir giysinin içine hapsedildi, toplumsal alanlardan uzaklaştırıldı.
Ortadoğu’nun en laik ülkesi Suriye’ye BOP çerçevesinde İslami Cihatçı teröristlerin vekaletinde 14 yıl boyunca saldırdılar. Savaşla, saldırıyla yıkamadıkları Suriye’nin laik devletini ekonomik kuşutma ve ambargoyla çökerttiler. Yerine İslami faşist, kravatlı katil Colani’yi Devlet Başkanı yaptılar. Alevi halkın yoğun yaşadığı bölgelerde Alevi gençleri, çocuklar öldürülüyor. Her gün kadınlar, kızlar kaçırılıp cariyeleştiriliyor. HTŞ katil terör örgütü ve uzantıları laik Suriye yerine İslami, Cihadist, mezhepçi, şeriat kurallarının geçerli olduğu bir Suriye yarattı.
Ezilen, baskı altında olan ülkelerde emperyalizm gericilikten, karanlık ve çağdışılıktan beslenir. Gericiliği teşvik eder. Kendilerine biat eden işbirlikçi yönetimler oluşturur. ABD emperyalizmi bunu hep yapıyor. Dünya halkları birleşik ve güçlü ses olmadıkça yapmaya da devam edecek.
***
Atak Dergisi Notu: Makalelerde ifade edilen görüşler yazarını bağlar, Atak Dergisi’nin görüşlerini yansıtabileceği gibi yansıtmayabilir de.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
